ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Konularına Göre Dua Meali veya Dua Fihristi
Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir. (Mü'min Suresi - 60)
Tahiyyatü ve Sonra Okunacak Dualar
Et Tahiyyatü okuduktan Sonra ve Salavat için Okunacak Dualar veya Selamdan Önce Okunacak Dualar


24 - .......Abdullah ibn Mes'ûd (R) şöyle demiştir:
Bizler namaz içinde "es-Selâmu ala'llâhi, es-selâmu alâfulânin"derdik.
Peygamber (S) bir gün bize şöyle buyurdu:
— "Şübhesiz Selâm, Allah'ın kendisidir.
Herbiriniz namaz içinde oturduğu zaman
et-Tahıyyâtu lillâhi ve's-salavâtu vet-tayyıbâtu. Es-Selâma aleyke eyyuhe 'n-nebiyyu ve Rahmetli İlâhi ve berekâtuhû.
es-Selâmu aleynâ ve alâ ibâdi'ilâhi's-sâlihin'
desin.
O bunu söylediği zaman, gökte olan ve Yer'de olan her sâlih kula isabet etmiş olur.
Sonra da 'Eşhedu en lâ ilahe ille 'ilah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasûluhu' (desin)
Bundan sonra da dilediği senayı seçer !" [1]




289- Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:
“Rasûlullah (s.a.v.) çift rek’atlarda oturttuğumuzda şöyle okumayı bize öğretti:

التَّحِيَّاتُ الْمُبَارَكَاتُ الصَّلَوَاتُ الطَّيِّبَاتُ لِلَّهِ سَلامٌ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ سَلامٌ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ

  
“Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Tüm kulluk ve ibadetler ondan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed (s.a.v.)! Allah’ın rahmeti, bereketi selam ve selameti senin üzerine olsun. Yine Allah’ın selam ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın salih kullarına olsun. Ben Şahadet ederim ki Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Yine Şahadet ederim ki Muhammed (s.a.v.), Allah’ın kulu ve Resuludur.” (Nesâî, İftitah: 193; İbn Mâce, İkame: 24) [2]






290-İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir:
“Rasûlullah (s.a.v.) bize Kur’ân öğrettiği gibi teşehhedü öğretirdi ve derdi ki:

التَّحِيَّاتُ الْمُبَارَكَاتُ الصَّلَوَاتُ الطَّيِّبَاتُ لِلَّهِ سَلامٌ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ سَلامٌ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ


  
“Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Tüm kulluk ve ibadetler ondan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed (s.a.v.)! Allah’ın rahmeti, bereketi selam ve selameti senin üzerine olsun. Yine Allah’ın selam ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın; hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben Şahadet ederim ki Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Yine Şahadet ederim ki Muhammed (s.a.v.), Allah’ın kulu ve Resuludur.” (Nesâî, İftitah: 191; İbn Mâce, İkame: 24) [3]




Enes b. Malik (r.a.) şöyle anlattı:
Bir gün Allah Resulü (a.s.) aramızda bulunduğu sırada birden hafifçe uykuya dalmıştı. Sonra gülümseyerek başını kaldırdı. Biz: Seni güldüren nedir? Ey Allah'ın Resulü! dedik. "Hemen az önce bana bir sure indirildi" buyurdu ve: Biz sana gerçekten kevseri verdik, bunun için Rabbine ibadet et ve kurban kes; Asıl soyu kesik olan, o seni kötüleyendirayetlerini okudu. Bitirdikten sonra: "Kevser nedir bilir misiniz?" diye sordu. Allah ve Resulü en iyi bilendir dedik. Buyurdu ki: "O, bir nehirdir. Şanı yüce olan Rabbim onu bana vaat etti. Onun üzerinde pek çok hayır vardır. O bir havuzdur ki ümmetim Kıyamet günü onun başına gelecek. Onun kapları yıldızlar sayısıncadır. Derken içlerinden bir kul hızla çekilir, atılır. Ey Rabbim! O benim ümmetimdendir, derim. Hak Teala buyurur ki: Bilmezsin o (ümmet veya nefis) senden sonra neler neler uydurdu."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 607



Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlattı:
Allah Resulü'nün (a.s.) ardında namaz (oturuşun) da: Allah'a selam olsun, falana selam olsun der idik. Allah Resulü bir gün bize şöyle buyurdu: "Selam Allah'ın kendisidir. Herhangi biriniz namazda oturduğunda: Her türlü övgüler Allah'a döner ve ona aittir. Dualar Allah'adır. Güzellikler de ona aittir. Ey Peygamber, Allah'ın rahmeti ve bereketleri senin üzerine olsun. Bize ve Allah'ın salih kullarına selam olsun desin. Zira bu "Allah'ın salih kullarına" sözünü söylediği vakit göklerde ve yerde olan her salih kulu kapsamış olur. (Bundan sonra da:) Şahadet ederim ki Allah'tan başka mabud yoktur. Yine şahadet ederim ki Muhammed onun kulu ve elçisidir. Bundan sonra istemekten (duadan) dilediğini seçer, yapar."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 609



Kaab b. Ucra'nın Abdullah b. Ebu Leyla'dan rivayetinde, Abdullah b. Ebu Leyla:
Bir kere Kaab b. Ucra benimle karşılaşınca şöyle dedi: Ey İbn Ebu Leyla! Peygamber'den işittiğim bir selat-u selamı sana hediye edeyim mi? (Bir gün) Allah Resulü (a.s.) yanımıza geldi. Bunun üzerine Ey Allah'ın Resulü! Sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik. Fakat sana nasıl dua edeceğiz? diye sorduk. O bize şöyle deyiniz buyurdu: "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kema sallayte ala ali İbrahim. İnneke hamîdun mecîd. Allahümme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kema barekte ala ali İbrahim. İnneke hamîdun mecîd."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 614



Ebu Humeyd Saidî (r.a.) şöyle haber verdi:
Kendileri: Ey Allah'ın Resulü! Sana nasıl salat getirip dua edelim diye sormuşlardı. Allah Resulü: Şu duayı okuyunuz buyurdu: Ey Rabbim! Muhammed'e (şerîatını ve şefaatini) kutlu kıl, ailesine ve bütün ümmetine de rahmet eyle! nasıl İbrahim ailesine kutlu kıldın, rahmet ettinse! Muhammed üzerine şeref ve saadeti daim ve mübarek kıl. Kadınlarının ve bütün ümmetinin üzerinde de sabit ve mübarek kıl. Nasıl İbrahim ailesi üzerinde sabit ve mübarek kıldınsa. Ey Rabbim! Sen Hamîd'sin mecîd'sin!.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 615 [4]



483- Ka’b b. Ucre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:
Ey Allah’ın Rasûlü! Sana selamın nasıl olduğunu öğrendik, şimdi nasıl salavat getireceğimizi öğrenebilir miyiz?
Buyurdular ki; şöyle deyin:
“Allahummesalli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed,
kema salleyte ala İbrahime inneke hamidün mecid
ve barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed
kema barekte ala İbrahim inneke hamidün mecid.”




“Ey Allah’ım Muhammed (s.a.v.)’e, onun soyuna sopuna ve inanan yakınlarına İbrahim ve O’nun soy sopuna hoş muamele ettiğin gibi muamele et, gerçekten sen övülmeye layık şan ve şerefi yüce olansın. Muhammed (s.a.v.)’e onun soy sop ve inanan yakınlarına İbrahim (a.s)’ın soy sopu ve inanan yakınlarını mübarek kılıp bereketli hayatlar nasib ettiğin gibi mübarek kıl. Gerçekten sen övülmeye layık şanı şerefi yüce olansın.”
(Nesâî, Sehv: 46) [5]



Resulullah (s.a.v.) bir adama:
“Namazda neler diyorsun?” diye sordu.
Adam:
“Teşehhüdü okuyorum; sonra Allah’tan cenneti istiyor ve cehennemden de O’na sığınıyorum.
Fakat ne senin ve ne de Muaz’ın mırıldandığını ben mırıldanmayı beceremiyorum.” dedi.
Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Biz de cennet ve cehennemle ilgili dualar mırıldanıyoruz.”[6]



Resulullah (s.a.v.) birinci ve ikinci teşehhüdde ken­di­sine salâvat okurdu. [7] Ümmetine, kendisine selâm verdikten sonra salât okumalarını emrederek,
Bunu onlar için sünnet yapmış[8] ve salâvatın çeşitli şekillerini de öğretmiştir:



َاللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلى أَهْلِ بَيْتِهِ وَعَلى أزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ،كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إبْرَاهِيمَ، إنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ. و بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ بَيْتِهِ وَعَلَى أزوَاجِهِ وَذرِّيِّتِهِ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إبْرَاهِيمَ، إنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ


   1 - “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ ehlibeytihi ve alâ ezvâcihi ve zürriyetihi, kemâ salleyte alâ âli İbrahîm, inneke hamîdun mecîd. Ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli beytihi ve alâ ezvâcihi ve zürriyetihi. Kemâ bârekte alâ âli İbrahîm, inneke hamîdun mecîd”

“Allah’ım! Âl-i İbrahim’e salât ettiğin gibi Muhammed’e, ehlibeytine, hanımlarına ve nesline de salât et.[9] Şüphesiz ki, sen her dilde ve her kalpte övülen ve büyüklüğü, yüceliği ve işlerinin güzelliği ile tanınansın. Âl-İbrahim’e bereketler verdiğin gibi Muhammed’e, âl-i beytine, hanımlarına ve nesline de bereketler ver. Şüphesiz ki, sen her dilde ve her kalpte övülen ve büyüklüğü, yüceliği ve işlerinin güzelliği ile tanınansın.”





Bu duayı Rasûlullah (s.a.v.) kendisi için yapardı.[10]

اَللّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمّدٍ وَعلى آلِ مُحَمّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلى اِبْرَاهِيمَ وَعلى آلِ اِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ . اَللّهُمَّ بَارِكْ عَلى مُحَمّدٍ وَعلى آلِ مُحَمّدٍ كَمَا

بَارَكْتَ عَلى اِبْرَاهِيمَ وَعلى آلِ اِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ


   “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ [İbrahîme ve alâ [11] âli İbrahîm, inneke hamîdun mecîd. Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin, kemâ bârekte alâ [İbrahîme ve alâ] âli İbrahîm, inneke hamîdun mecîd”


“Allah’ım! [İbrahim’e ve] âl-i İbrahim’e salât ettiğin gibi Muhammed’e, âl-i Muhammed’e’ de salât et. Şüphesiz ki, sen her dilde ve her kalpte övülen ve büyüklüğü, yüceliği ve işlerinin güzelliği ile tanınansın. Allah’ım! [İbrahim’e ve] âl-i İbrahim’e bereketler verdiğin gibi Muhammed’e ve âl-i Mu­hammed’e de bereketler ver. Şüphesiz ki, sen her dilde ve her kalpte övülen ve büyüklüğü, yüceliği ve işlerinin gü­zelliği ile tanınansın.” [12]





اَللّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمّدٍ وَعلى آلِ مُحَمّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلى اِبْرَاهِيمَ وَ آلِ اِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ. و بَارِكْ عَلى مُحَمّدٍ وَعلى آلِ مُحَمّدٍ كَمَا
بَارَكْتَ عَلى اِبْرَاهِيمَ وَ آلِ اِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

   “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Mu­hammed, kemâ sallayte alâ İbrahîme [ve âli İbrahîm], inneke hamîdun mecîd. Ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ [İbrahîme ve] âli İb­rahîm, inneke hamîdun mecîd.”

“Allah’ım! İbrahim’e ve [âl-i İbrahim’e] salât ettiğin gibi Muhammed’e, âl-i Muhammed’e’ de salât et. Şüphesiz ki, sen her dilde ve her kalpte övülen ve büyüklüğü, yüceliği ve işlerinin güzelliği ile tanınansın. [İbrahim’e ve] âl-i İbrahim’e bereketler verdiğin gibi Muham­med’e ve âl-i Muhammed’e de bereketler ver. Şüphesiz ki, sen her dilde ve her kalpte övülen ve büyüklüğü, yüceliği ve işlerinin güzelliği ile tanınansın.” [13]





اَللّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمّدٍ النَّبِيِّ الأُمِّي وَعلى آلِ مُحَمّدٍكَمَا صَلَّيْتَ عَلى آلِ اِبْرَاهِيمَ و بَارِكْ عَلى مُحَمّدٍ النَّبِيِّ الأُمِّي وَعلى آلِ مُحَمّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلى آلِ اِبْرَاهِيمَ في العالَمِينَ ، اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ


   4- “Allahümme salli alâ Muhammedin [en-Nebiyyi’l-ümmîyyi] ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ [âli] İbra­hîm. Ve bârik alâ Muhammedin [en-Nebiyyi’l-ümmî] ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ [âli] İbrahîme fi’l-âlemîn, inneke hamîdun mecîd.”

“Allah’ım! Âlemler içinde [Âl-i] İbrahim’e salât ettiğin gibi Muhammed’e, [ümmî Peygamber’e] ve âl-i Muhamme­d’e’ de salât et. [Âl-i] İbrahim’e bereketler verdiğin gibi Muhammed’e, [ümmî Peygamber’e] ve âl-i Muhammed’e de bereketler ver. Şüphesiz ki, sen her dilde ve her kalpte övülen ve büyüklüğü, yüceliği ve işlerinin güzelliği ile tanınansın.”[14]





اَللّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمّدٍ عَبْدِكَ و رَسُولِكَ كَمَا صَلَّيْتَ على آلِ اِبْرَاهِيمَ و بَارِكْ عَلى مُحَمّدٍ عَبْدِكَ و رَسُولِكَ وَعلى آلِ مُحَمّدٍ ،كَمَا بَارَكْتَ عَلى اِبْرَاهِيمَ وَعلى آلِ اِبْرَاهِيمَ


   “Allahümme salli alâ Muhammedin abdike ve resû­like, kemâ salleyte alâ [âli] İbrahîm. Ve bârik alâ Muhammedin [abdike ve resûlike] ve [alâ âli Muhammed], kemâ bârekte alâ İbrahîm [ve alâ âli İbrahîm]

“Allah’ım! [Âl-i] İbrahim’e salât ettiğin gibi kulun ve Rasûlün Muhammed’e de salât et. İbrahim’e [ve âl-i İbrahim’e] bereketler verdiğin gibi [kulun ve Rasûlün] Muham­med’e [ve âl-i Muhammed’e] de bereketler ver.” [15]





اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَ عَلى أزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ،كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إبْرَاهِيمَ، و بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَى أزوَاجِهِ وَذرِّيِّتِهِ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إبْرَاهِيمَ إنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ


   6- “Allahümme salli alâ Muhammedin ve [alâ] ezvâcihi ve zürriyetihi, kemâ salleyte alâ [âli] İbrahim. Ve bârik alâ Muhammedin ve [alâ] ezvâcihi ve zürriyetihi, kemâ bârekte alâ [âli] İbrahim. İnneke hamîdun mecîd.”

“Allah’ım! [Âl-i] İbrahim’e salât ettiğin gibi kulun ve Rasûlün Muhammed’e de salât et. İbrahim’e [ve âl-i İbrahim’e] bereketler verdiğin gibi [kulun ve Rasûlün] Muham­med’e [ve âl-i Muhammed’e] de bereketler ver.” [16]





اَللّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمّدٍ وَعلى آلِ مُحَمّدٍ و بَارِكْ عَلى مُحَمّدٍ وَعلى آلِ مُحَمّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ و بَارَكْتَ عَلى اِبْرَاهِيمَ وَعلى آلِ اِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ


   “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte ve bârekte alâ İbrahim ve âli İbrahim. İnneke hamîdun mecîd.”

“Allah’ım! İbrahim’e ve âl-i İbrahim’e salât ettiğin, bere­ketler verdiğin gibi, Muhammed’e ve âl-i Muhammed’e de salât et ve Muhammed’e ve âl-i Muhammed’e de bereketler ver.” [17]




   Kaynak:
[1]: Buhari dua www.kitapyurdu.com
[2]: Sunen-i Tirmizi:Tercüme Abdullah Parlıyan:Namaz Bölümleri..:Bölüm: 215 NAMAZLARDA OTURUŞLARDA NE OKUNMALI?
[3]: Sunen-i Tirmizi:Tercüme Abdullah Parlıyan:Namaz Bölümleri..:Bölüm: 216 NAMAZDA OTURUNCA NE OKUNUR?
[4]: el lulu vel mercan buhari ve müslim ittifak ettikleri hadisler Muhammed Fuad Abdulbaki ..:Namaz Bölümü
[5]: Sunen-i İmam Tirmizi Tercume:Abdullah Parlıyan..:Vıtr Bölümü Hadis No 483:



[6]: Ebû Davud, İbn Mâce ve İbn Huzeyme (1/87/1) sahih senedle rivâyet etmiştir.[İbn Mâce, İkametü's-salât 26 (910), c.3, s.178; Ebû Dâvud, Salât 123-124 (792-793), c.3, s.234-235. Mütercim] Hadislerle Hz. Peygamber'in Namaz Kılma Şekli Yazarı Muhammed Nâsıruddin el-Elbânî Yayına Hazırlayan Osman Arpaçukuru BEKA YAYINLARI


[7]: “es-Sahîh” adlı kitabında (2/324) Ebû Avâne ve Nesâî rivâyet etmiştir.[Nesaî, Sehv 52 (1292), c. 3-4, s.72. Mütercim]

[8]: Sahâbîler: “Ey Allah’ın Rasûlü! Sana nasıl selâm vereceğimizi bili­yoruz. (yani teşehhüdde) Peki, sana nasıl salâvat getireceğiz?” dedi­ler. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:“Allahümme salli alâ Muhammedin... deyin.” Hz. Peygamber (s.a.v.) teşehhüdlerden birini tercih ederek diğerini bırakmamıştır. Hadis, birinci teşehhüdde de salâvat okumanın meşru olduğuna delildir. “el-Ümm” adlı kitabında yazdığına göre; İmam Şafiî’nin görüşü de budur. Şafiî mezhebinde doğru olan da budur. İmam Nevevî de “el-Mecmû” adlı kitabında (3/460) bu görüşü açıkça dile getirmiş ve “er-Ravza” adlı kitabında (1/263, el-Mektebü’l-islâmî yayınevi baskısı) bunu tercih etmiştir. Vezir b. Hubeyre el-Hanbelî’nin de “el-İfsâh” adlı kitabındaki tercihi bu­dur. “Zeylü’t-Tabakât” (1/280) adlı kitabında İbn Receb de bu gö­rüşü nakletmiş ve benimsemiştir. Teşehhüdde Hz. Peygamber’e (s.a.v.) salâvat getirme konusunda birçok hadis nakledilmiştir ve hiç­birinde herhangi bir teşehhüd kaydı yoktur. Bilakis bu konudaki hadislerin genel lafızlarla gelmiş olup, her iki teşehhüdü de içine al­maktadır. Bunların hepsini “el-Asl”da dipnot olarak açıkladım. An­lamca birbirini destekler mahiyette olsalar da aradığımız şartları taşı­madığı için bunların hiçbirini kitabın metnine koymadım. İlk teşehhüdde salâvat okunmayacağını söyleyenler itibar edilebilir sa­hih hiç­bir delile sahip değildirler. Nitekim “el-Asl”da bunu ayrıntılı olarak anlattım. Ayrıca birinci teşehhüdde “Allahümme salli alâ Muhammed” sözünden fazlasını okumanın mekruh olduğunu görü­şünün de sün­netten hiçbir dayanağı yoktur. Aksine biz bununla yetinen kim­senin, Hz. Peygamber’in (s.a.v.): “Allahümme salli alâ Muham­medin ve alâ âli Muhammed...” deyiniz.” emrini yerine getirmemiş ol­du­ğunu düşü­nüyoruz. Konunun detayları bulunmakta olup, bunları “el-Asl”da nak­lettik.



[9]: Hz. Peygamber’e salât getirmenin anlamı hakkında en güzel yorum Ebü’l-Âliye’ye aittir. Buna göre; Allah’ın Hz. Peygamber’e salât et­me­si, onu övmesi ve yüceltmesidir. Meleklerin ve başkalarının Hz. Pey­gamber’e salât etmesi, bunları onun için Allah’tan istemeleridir. İs­te­mekten maksat ise, bunların aslını değil, fazlasını vermesini talep etmektir Hafız İbn Hacer, “Fethü’l-Bârî” adlı kitabında bunu bu şekil­de açıklamış ve salâtın rahmet ve merhamet olarak açıklandığı meş­hur yorumu reddetmiştir. İbn Kayyim de “Cilâü’l-efhâm” adlı kita­bında daha fazlasına ihtiyaç olmayacak derecede geniş bilgi ver­miş­tir, dileyen oraya bakabilir.
Hadislerle Resulullah'in Namaz Kılma Şekli HZ. PEYGAMBER’E (S.A.V.) SALÂVAT Yazarı Muhammed Nâsıruddin el-Elbânî Yayına Hazırlayan Osman Arpaçukuru BEKA YAYINLARI
[10]: Ahmed ve Tahâvî sahih senedle rivâyet etmiştir. Buhârî ve Müslim de “ehlibeytihi” lafzı olmadan rivâyet etmiştir.[Buhârî, Daavat 33, Enbiya 8; Müslim, Salat 69 (407), c.3, s.1315; Nesâî, Sehv 54 (1294), c.3-4, s.74; Ebû Dâvud, Salât 178-179 (979), c.4, s.28-29; Muvatta, Kasru's-Salât 66, c.1, s.209). Mütercim]



[11]: Hadiste köşeli parantez içinde geçen iki ilave [ ], Buhârî, Tahâvî, Beyhakî, Ahmed ve Nesâî’nin rivâyetlerinde bulunmaktadır. Ayrıca üç ve yedi numaralı salavatlar farklı yollardan da gelmiştir. Bu sebeple, İbn Kayyim’in “Cilâü’l-efhâm” adlı kitabında (s.198), hocası İbn Teymiye’nin “el-Fetâvâ” adlı kitabındaki (1/16) açıklamalarını temel ala­rak: “Hiçbir sahih hadiste ‘İbrahim ve âli İbrahim’ sözleri yanyana gelmemiştir.” demiş olması seni yanıltmasın. Gördüğün gibi biz sana sahih bir hadis naklettik. Gerçekte bu, bu kitabın faydalarından biri, rivâyetleri dikkatlice araştırıp, bir araya getirerek birleştirmiş olmasın­dandır. Böyle bir çalışmayı bizden önce hiç kimse yapmış değildir. İhsan Allah’ındır; O’na şükreder ve minnet duyarız. İbn Kay­yim’in ya­nıldığını gösteren hususlardan biri de, kendisi, içinde red­dettiği ifa­deler de bulunduğu hâlde yedi numaralı salâvatı sahih kabul etmiş ol­masıdır. [Buharî, Enbiya 8; Nesaî, Sehv 51 (1288), c. 3-4, s.70. Mütercim]




[12]: Buhârî, Müslim, “Amelü’l-yevm ve’l-leyle” adlı kitabında (162/54) Ne­sâî, Humeydî (138/1) ve İbn Mendeh (68/2) rivâyet etmiştir. İbn Men­deh hadis için: “Bu, sahih olduğunda ittifak edilmiş olan bir hadistir.”demiştir.[Buharî, Daavat, Peygambere Salavat 33, Enbiya 8; Müslim, Salat 66 (406), c.3, s.1310. Mütercim]
Hadislerle Resulullah'in Namaz Kılma Şekli HZ. PEYGAMBER’E (S.A.V.) SALÂVAT Yazarı Muhammed Nâsıruddin el-Elbânî Yayına Hazırlayan Osman Arpaçukuru BEKA YAYINLARI



[13]: Ahmed, Nesâî ve “el-Müsned” adlı kitabında (varak, 44/2) Ebû Ya’lâ sahih senedle rivâyet etmiştir.[Nesaî, Sehv 51, 52 (1288-1290), c. 3-4, s.70-72. Mütercim]Hadislerle Resulullah'in Namaz Kılma Şekli HZ. PEYGAMBER’E (S.A.V.) SALÂVAT Yazarı Muhammed Nâsıruddin el-Elbânî Yayına Hazırlayan Osman Arpaçukuru BEKA YAYINLARI
[14]: Müslim, Ebû Avâne, “el-Musannef” adlı kitabında (2/132/1) İbn Ebû Şeybe, Ebû Davud ve Nesâî (159-161) rivâyet etmiştir. Hâkim hadi­sin sahih olduğunu söylemiştir.[Müslim, Salat 65 (405), c.3, s.1309; Nesaî, Sehv 49 (1285), c. 3-4, s.67-68; Ebû Dâvud, Salât 178-179 (977), c.4, s.27. Mütercim] Hadislerle Resulullah'in Namaz Kılma Şekli HZ. PEYGAMBER’E (S.A.V.) SALÂVAT Yazarı Muhammed Nâsıruddin el-Elbânî Yayına Hazırlayan Osman Arpaçukuru BEKA YAYINLARI



[15]: Buhârî, Nesâî, Tahâvî ve “Fazlu’s-salâti ale’n-nebî” (I. baskı, s. 28; II. Baskı, s. 62. el-Mektebü’l-İslâmî yayınevi baskısı, benim tahkikimle) ri­vâyet etmiştir.[Buharî, Daavat, Peygambere Salavat 33; Nesaî, Sehv 53 (1293), c. 3-4, s.73; Ebû Dâvud, Salât 178-179 (981), c.4, s.31. Mütercim] Hadislerle Resulullah'in Namaz Kılma Şekli HZ. PEYGAMBER’E (S.A.V.) SALÂVAT Yazarı Muhammed Nâsıruddin el-Elbânî Yayına Hazırlayan Osman Arpaçukuru BEKA YAYINLARI



[16]: Buhârî, Müslim ve Nesâî (164/59).[Buharî, Enbiya (Allah İbrahim'i Dost Edindi) 8; Daavat (Peygam­ber­den Başkasına Salavat Getirilir mi?) 33; Müslim, Salat 69 (407), c.3, s.1315; Nesaî, Sehv 54 (1294), c. 3-4, s.74. Mütercim]Hadislerle Resulullah'in Namaz Kılma Şekli HZ. PEYGAMBER’E (S.A.V.) SALÂVAT Yazarı Muhammed Nâsıruddin el-Elbânî Yayına Hazırlayan Osman Arpaçukuru BEKA YAYINLARI


[17]: Nesâî (47/159), Tahâvî ve “el-Mu’cem” adlı kitabında (79/2) Ebû Saîd b. el-A’rabî sahih senedle rivâyet etmiştir. İbn Kayyim “Cilâü’l-efhâm” adlı kitabında (s.14-15) hadisi Muhammed b. Serrâc’a nispet ederek sahih olduğunu söylemiştir. Ben diyorum ki: İşte bu salâvatta “İbrahim ve âli İbrahim” birlikte yer almıştır. İbn Kayyim ve hocasının kabul etmediği budur. Bu konuyu daha önce ele almış ve karşıt cevabını da vermiştik (s.139-140). Burada tekrar etmeye gerek yok.[İbn Mâce, İkametü's-salât 25 (906), c.3, s.166.Mütercim] Hadislerle Resulullah'in Namaz Kılma Şekli HZ. PEYGAMBER’E (S.A.V.) SALÂVAT Yazarı Muhammed Nâsıruddin el-Elbânî Yayına Hazırlayan Osman Arpaçukuru BEKA YAYINLARI



 

Kullarım sana, Beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar (Bakara Suresi - 186)

 

Önceki Sayfa
Fihrist
Sonraki Sayfa