
![]() ![]() “Allâh’ım! Sen’in gazabından rızâna, azâbından affına ve Sen’den yine Sana sığınırım!...” (Müslim, Salât, 222) ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
[1] : 1746 - İbnu. Mes'ud (r.a) anlatıyor: Resûlullah (a.s) Ebû Bekir Ömer (r.anhümâ) beraber otururlarken ben namaz kılıyordum. (Namazı bitirip) oturunca,
Allah'a sena ile zikretmeye başladım ve arkasından Rasûlullah (a.s)'a salât okuyarak devam ettim. Sanra kendim. için duada bulundum
Allahumme inni eseluke imanen la yerteddu ve naimen la yenfudu ve murafakate Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) fi e'ala cennetil khuld Allahım! Senden asla sarsılmayan iman bitmez tükenmez nimet ve KHuld cennetin yüksek makamında Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) arkadaşlık dilerim (Bu tarzımı beğenmiş olacak ki) Rasûlullah (a.s) İste! İstediğin veriliyor İste! İstediğin veriliyor'' dedi [1] :
![]() ![]() ![]() ![]() أَعُوذُ بِعِزَّةِ اللهِ وَ قُدْرَ تِهِ، مِنْ شَرِّ ماَ أَ جِدُ [2] ![]() ![]() ![]() ![]() −‘Vücudunun ağrıyan yerine elini koy ve üç kere: ![]() ‘Sağ elinle ağrıyan yeri yedi defa ovala ve: ‘Hissettiğin ağrının şerrinden, Allah’ın izzet ve kudretine sığınırım diye dua et’ [2] ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Muaz bin Cebel (r.a.) helal ve haram ilmini en iyi bilen, Kur’an-ı Kerim’i en iyi okuyan genç sahabilerdendir. Resulullah’a (s.a.) ikinci Akabe de biat etmiş 70 Ensar’dan biri olup kendi mallarını ve canlarını korudukları gibi Sevgili Peygamberimizi de koruyacaklarına ve İslâm’ın yayılmasında yardımcı olacaklarına söz veren yiğitlerdendir. Yesrib’e dönünce arkadaşlarıyla küçük birlikler oluşturan Muaz (r.a.) Hz. İbrahim’in (a.s.) yaptığı gibi putlarla mücadeleye başlamıştır. Onların hiçbir fayda getirmeyeceğini hiçbir zararı da önlemeyeceğini müşriklere göstermek istemiştir. Putuna karşı çok itina gösteren Yesrib ileri gelenlerinden Amr ibni Cemuh’un birkaç defa putunu çöplüklere atmış parçalamış, böylece kendine dokunan zararı önleyemeyen nasıl tanrı olur? diyerek onun İslam’a girmesine vesile olmuştur. HZ. İBRAHİM’E (A.S.) BENZETİLİRDİ Abdullah ibni Mes’ud (r.a.) Muaz hakkında, Muaz Allah yolunda bir cemaat gibiydi. Biz onu hep Hz. İbrahim’e (a.s.) benzetirdik. O, insanlara hayrı, iyiliği öğretir, Allah’a ve Resulüne itaat ederdi diye şahadette bulunmuştur. Mus’ab bin Umeyr’in (r.a.) delaletiyle 18 yaşlarında iken İslâm’la şereflenen Muaz bin Cebel (r.a.) genç, zekî, cesur ve çok cömertti. Az konuşur, çok dinlerdi. Rasulullah (s.a.) Medine’ye hicret edince Muaz (r.a.) O’ndan hiç ayrılmadı. Kur’an’ı, İslâm’ı onun tükenmez kaynağından öğrendi. HELALİ VE HARAMI EN İYİ BİLEN SAHABİ Fahr-i kainat (s.a.) Efendimiz onun hakkında “Ümmetimin helal ve haramı en iyi bileni Muaz bin Cebel’dir.” buyurmuşlardır. O, Peygamberimiz hayatta iken Kur’an’ı ezberlemiş ve “Kur’an’ı şu dört kimseden alınız Muaz b Cebel, Ubey b Ka’b, Abdullah b Mes’ud ve Salım Mevla Huzeyfe (r.a.)” iltıfatına mazhar olmuştur. Mekke fethinden sonra yeni Müslümanlara İslâm’ı öğretmesi için din muallimi olarak bırakılmıştır. PEYGAMBERİMİZİN MUAZ BİN CEBEL’E (R.A.) NASİHATLERİ O, güzel konuşur, hikmetli sözler söylerdi. Güzel giyinirdi. Gençliği ve yakışıklılığı ile dikkat çekerdi Rasuli Ekrem (s.a.) Efendimiz de onu adeta bir iman en ve İslâm tebliğcisi olarak yetiştirmek istemişti. Bir gün Muaz’ı karşısına aldı, şu nasihatlarda bulundu. “Ey Muaz! Sana Allah’tan korkmayı, Ona sığınmayı, doğru konuşmayı, verdiğin sözde durmayı, herkese selam vermeyi, iyi işler yapmayı, yetimlere merhamet etmeyi ve tatlı sözlü olmayı tavsiye ederim. Daima Kur’an’la yaşamayı, ahiret hesabının korkusunu içinden çıkarmamayı herkese şefkatli olmayı her yerde ve hiç bir zaman Allah’ı unutmamayı ve her günahın peşinden tevbe etmeyi tavsiye ederim. Ey Muaz! Allah’ı görür gibi ibadet et ve kendini ölmüş gibi bil! Daha mühim bir şey söyleyeyim: “Dilini tut!” Her bir cümlesi birer hayat kandili olan bu öğütler bizlerin de hayatına ışık tutuyor elhamdülillah. Muaz bin Cebel (r.a.) Peygamber mektebinde yetişmiş bir muallim olarak Mekke Medine, Şam, Yemen ve Filistin’e kadar gitmiş, ora halkına Kur’an’ı, İslâm ı öğretmiştir Yemen hükümdarı, İslam’a girdiklerini açıklamak ve halkına İslâm’ı öğretecek bir muallim istemek üzere Medine’ye elçiler göndermişti. İlim, edeb, nezaket ve her türlü güzelliğin kaynağı Peygamber (s.a.) Efendimiz ashabına dönerek: “İçinizdenizden hanginiz Yemen’e gider” buyurur. Hz. Ebubekir (r.a.) “Ben giderim Ya Resulullah” diye ayağa kalkar. Sevgili Peygamberimiz tekrar: “Hanginiz Yemen’e gider?” diye sorar. Bu sefer Hz. Ömer (r.a.) ‘Ben giderim Ya Resulullah” der. Bir müddet sonra tekrar: “İçinizden Yemen’e kim gider'” buyurunca Muaz bin Cebel (r.a.) ayağa kalkar ve “Ya Resulullah ben giderim” der. Resul-i Ekrem (s.a.) Efendimiz “Ey Muaz bu vazife senindir” buyurur. Sevgili Peygamberimiz Muaz’ı (r.a.) uğurlarken bir müddet beraber yürürler ve vedalaşırken: “Muaz, Belki sen bu seneden sonra beni bir daha göremeyeceksin. Belki dönüşünde benim mescidime ve kabrime geleceksin. Sana bir dava getirilirse ne ile hükmedersin?” diye sorar. Muaz (r.a.): “Allah’ın kitabı ile” der. Ya onda cevabını açıkça bulamazsan? “Peygamberin sünneti ile.” Ya onda da bulamazsan? “İctihad eder, anladığımla hükmederim.” diye cevap verir. Sevgili Peygamberimiz “Elhamdülillah! Allah Resulünün elçisi, Resulünün rızasına uygun söyledi.” diyerek memnuniyetim ifade eder ve Muaz’a (r.a.) ‘Allah seni musibetlerden, insanların ve cinlerin şerrinden muhafaza eylesin” diye dua ederler. Muaz (r.a.) Yemen de uzun müddet kalır. Sevgililer sevgilisinin dar-ı bekaya irtihalleri haberini Yemen’de iken alır. Sonra Medine’ye döner. Hz. Ebubekir, Muaz’ı (r.a.) müşavere heyetine alır. Hz. Ömer (r.a.) devrinde de aynı vazifeye devam eder. Suriye valisinin Kur’an’ı ve İslâm’ı öğretecek muallim istemesi üzerine Hz Ömer (r.a.), Resulullah (s.a.) zamanında Kur’an’ı ezberleyen Ubade ibnu’s Samit’i (r.a.) Humus’a, Ebu’d Derda’yı (r.a.) Şam ‘a, Muaz bin Cebel’i (r a) de Filistin’e gönderir. Orada İslâm’ın yayılmasına gayret ederler. Muaz (r.a) Filistin de veba hastalığına yakalanır 640 tarihinde Kudüs ile Remle arasında Amvas köyünde 35 yaşlarında vefat eder. Cenab-ı Hak’tan onun tebliğ ruhunu bizlerde de göstermesini ve şefaatlerine nail eylemesini niyaz ederiz. Amin. Kaynak: Mustafa Eriş, Altınoluk Dergisi, 1993 – Temmuz, Sayı: 089, Sayfa: 026 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim. Allah’ım! Senin sevgini, bana canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha sevgili kıl. ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() "Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerikeleh lehü'l mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyi ve yümiytü ve hü ve hayyün lâ yemütü biyedihi'l-hayr ve hü ve alâ külli şey'in kadir." ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() "..Allah’ım! Bize imanı sevdir, kalblerimizi imanla süsle. Bize küfrü, itaatsizliği ve isyanı sevdirme, kerih göster, bizi doğru yolu bulanlardan eyle. Allah’ım! Müslümanlar olarak canımızı al, Müslümanlar olarak dirilt, rezil olmadan ve fitneye uğramadan sâlih kullarının arasına dâhil eyle..." [1] ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |