ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Konularına Göre Dua Meali veya Dua Fihristi
Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir. (Mü'min Suresi - 60)
İsm- i Azam Duaalrı
Büreyde (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), bir adamın şöyle söylediğini işitti:
"Allah'ım, şehâdet ettiğim şu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum: Sen, kendisinden başka ilah olmayan Allah'sın, birsin, samedsin (hiçbir şeye ihtiyacın yok, her şey sana muhtaç), doğurmadın, doğmadın, bir eşin ve benzerin yoktur."
Bunun üzerine Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular:
"Nefsimi kudret elinde tutan Zât'a yemin olsun, bu kimse, Allah'tan İsm-i Âzàmı adına talepte bulundu.
Şunu bilin ki, kim İsm-i Âzamla dua ederse Allah ona icâbet eder, kim onunla talepde bulunursa (Allah ona dilediğini mutlaka) verir. "
Tirmizî, Daavât 65, (3471); Ebû Dâvud, Salât 358, (1493).

Mihcen İbnu'l-Edra' (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir adamın:
"Ey Allah'ım, bir ve samed olan, doğurmayan ve doğurulmayan, eşi ve benzeri de olmayan Allah adıyla senden istiyorum. Günahlarımı mağfıret et, sen Gafürsun, Râhimsin!" dediğini işitmişti, hemen şunu söyledi:
"O mağfiret edildi. O mağfıret edildi. O mağfiret edildi!"
Ebû Dâvud, Salât 184, (985); Nesâî, Sehv 57, (3, 52).

Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Bir adam şöyle dua etmişti:
"Ey Allah'ım, hamdlerim sanadır, nimetleri veren sensin, senden başka ilah yoktur, Sen semâvat ve arzın celâl ve ikrâm sahibi yaratıcısısın, Hayy ve Kayyümsun (kâinatı ayakta tutan hayat sahibisin.) Bu isimlerini şefaatçi yaparak senden istiyorum!"
(Bu duayı işiten) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sordu:
"Bu adam neyi vesile kılarak dua ediyor, biliyor musunuz?"
"Allah ve Resûlü daha iyi bilir`?"
"Nefsimi kudret elinde tutan Zât'a yemin ederim ki, o Allah'a, İsm-i Âzam'ı ile dua etti.
O İsm-i Âzam ki, onunla dua edilirse Allah icabet eder, onunla istenirse verir."
Tirmizî, Daavât 109 (3538); Ebû Dâvud, Salât 358, (1495); Nesâî, Sehv 57, (3, 52).

Esmâ Bintu Yezîd (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Allah'ın İsm-i Âzam'ı şu iki âyettedir:
1- "İlahınız, tek olan ilahdır, ondan başka ilah yoktur. O Rahmân ve Rahîm'dir." (Bakara 163).
2- Âl-i İmrân süresinin baş kısmı: Elif Lâm-Mim. O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur, O Hayy ve Kayyümdur" (Âl-i İmrân 1-3)
.[1]
Ebû Dâvud, Salât 358, (1496); Tirmizî Daavât 65, (3472). [1]


اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنِّي أَشْهَدُ أَنَّكَ أَنْتَ الله،ُ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، الأَحَدُ الصَّمَدُ، الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ، وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ

  • Hz. Büreyde (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), bir adamın şöyle söylediğini işitti: "Allah'ım, şehâdet ettiğim şu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum: Sen, kendisinden başka ilah olmayan Allah'sın, birsin, samedsin (hiçbir şeye ihtiyacın yok, her şey sana muhtaç), doğurmadın, doğmadın, bir eşin ve benzerin yoktur." Bunun üzerine Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular:"Nefsimi kudret elinde tutan Zât'a yemin olsun, bu kimse, Allah'tan İsm-i Âzamı adına talepte bulundu. Şunu bilin ki, kim İsm-i Âzamla dua ederse Allah ona icâbet eder, kim onunla talepde bulunursa (Allah ona dilediğini mutlaka) verir." [Tirmizî, Daavât 65, (3471); Ebû Dâvud, Salât 358, (1493).]

    AÇIKLAMA: 1- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), burada, dua ederken İsm-i Âzam şefaatçi yapılarak istendiği taktirde Cenâb-ı Hakk'ın isteneni vereceğini ifâde buyuruyor. Müteâkiben göreceğimiz üzere (1974 numaralı hadis) Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Bunlardan biri, İsm-i Âzâm'dır. İsm-i Azâm'ın hangisi olduğu kesin şekilde belirtilmemiştir.



    2- Tîbî demiştir ki: "Bu hadis delâlet eder ki: "Allah'ın bir İsm-i Âzam'ı var, o şefaatçi yapılarak dua ederse icâbet eder ve o isim burada mezkurdur. Keza hadiste: "Allah'tan başka şeylerden yüz çevirerek, tam bir ihlâsla zikredilen her isim, İsm-i Âzam'dır, zira harflerin birbirine karşı farklı bir şerefi yoktur" diyenlere de hüccet vardır. Başka hadislerde de benzer şeyler zikredilmiştir. Onlarda, bu hadiste bulunmayan isimler de mevcuttur. Ancak, hepsinde "Allah" kelimesi mevcuttur. Bu durumdan hareketle İsm-i Âzam'ın "Allah" lafzı olduğuna hükmedilmiştir."



    3- Hadiste dua etmekle, istemek (talepte bulunmak) arasında bir tefrik yapılmamaktadır. Buna göre, kulun: "Falanca şeyi bana ver" sözü, onun istemesi, taleb etmesidir. Dua ise, kulun nida ederek "Ey Rabbim! diye seslenmesidir. Rabb Teâla bu seslenmeye: "Lebbeyk ey kulum (ey kulum söyle ne istiyorsun?" diye cevap verir.Bu durumda kulun istemesine mukabil Rabb'in vermesi (îta etmesi) vardır. Şu halde, dua ve isteme arasında belirtilen bu fark mevcuttur. Bu ince farkın her zaman gözetilmeyip, birinin diğeri yerine kullanılması da câizdir, vâkidir. Nitekim Tîbî der ki: "Duaya icabet, dua edenin, duayı kabul edenin yanında bulunduğuna delâlet eder, bu da, îtanın (vermenin) hilâfına ihtiyacın yerine getirilmesini tazammun eder. Şu halde ikincisi daha üstündür."
  • 1) - Esma binti Yezid (Radiyallahu Anha) şöyle dedi: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

  • وَإِلهكُمْ إِلهٌ وَاحِدٌ لآ إِلهَ إِّلاَّ هُو الرَّحَمنُ الرَّحِيمُ
    (Bakara Suresi - 163)
    الم اَلله ُلاَ إِلهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
    (Âl-i İmran Suresi - 1 - 2)
    Ebu Davud 1496, Tirmizi 3705, İbni Mace 3855



  • 2 - ) Bureyde (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adamı:
  • اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنِّي أَشْهَدُ أَنَّكَ أَنْتَ الله،ُ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، الأَحَدُ الصَّمَدُ، الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ، وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ
  • derken işitti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona:

    −‘And olsun ki Allah’ın ismi âzamı ile istedin. Allah o duayla istenildiği vakit verir ve onunla dua edildiği vakit icabet eder’ buyurdu.”
    Ebu Davud 1493, 1494, Tirmizi 3704, İbni Mace 3857


  • 3 - ) Mihcen bin Edra’ (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescide girdi. Bir adam namazını bitirmiş şöyle teşehhüd yapıyordu:
  • اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ يَا اللهُ! بِأَنَّكَ الْوَاحِدُ الأَحَدُ الصَّمَدُ، الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ، وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ، أَنْ تَغْفِرَ لِي ذُنُوبِي، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ


    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :
    −‘Üç kere elbette bağışlandı’ dedi.” Nesei 1301

  • 4 - ) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraberdim.
    Bir adam dua edip şöyle dedi:
  • يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ يَاحَيُّ يَاقَيُّومُ إِنِّي أَسْأَلُكَ
  • Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :
    −‘Ne ile dua ettiğini biliyor musunuz?
    Nefsim elinde olana yemin ederim ki, Allah’a onunla dua edildiği vakit icabet ettiği ismi ile dua etti’ buyurdu.” Buhari Edebu’l-Müfred 705


  • 5) - Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber oturuyordu. Bir adam namaz kıldı. Sonra şöyle dua etti:
  • اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدَ، لآ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، الْمنَّانُ بَدِيعُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ، يَا ذَا الْجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ، يَاحَيُّ ياقَيُّومُ
  • Müteakiben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
    şöyle buyurdu:
    −“Allah’a onunla dua edildiği vakit icabet ettiği ve onunla istendiği vakit verdiği azim ismi ile dua etti.” Ebu Davud 1495, Nesei 1300


  • 6) - Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adamı:


  • اللّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدَ، لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، وَحْدَكَ لاَ شَريِكَ لَكَ، الْمَنَّانُ، بَدِيعُ السَّموَاتِ وَالأَرْضِ، ذُو الْجَلاَلِ وَ الإِكْرَامِ


    derken işitti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona:
    −‘And olsun ki Allah’tan ismi âzamı ile istedi. Allah onunla istenildiği vakit verir ve onunla dua edildiği vakit icabet eder’ buyurdu.” İbni Mace 3858.

    Önceki Sayfa
    Fihrist
    Sonraki Sayfa
  • Kullarım sana, Beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar (Bakara Suresi - 186)