ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Konularına Göre Dua Meali veya Dua Fihristi
Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir. (Mü'min Suresi - 60)

Rasulullah Efendimizin Duaları Arapça ve Türkçe Okunuş ve Anlamları Dua Usul ve Adabı Nasıl dua edilir usul ve adabı nedir nelere dikkat edilmelidir


اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعاً وَخُفْيَةًۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَۚ
  • Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez. (Araf Suresi - 55)
    Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyudular ki: "Acele etmediği müddetçe herbirinizin duasına icâbet olunur.
    Ancak şöyle diyerek acele eden var: "Ben Rabbime dua ettim duamı kabul etmedi."
    Buhârî, Daavât 22; Mislim, Zikr 92, (2735); Muvatta, Kur'an 29 (1, 213); Tirmizî, Daavât 145, (3602, 3603); Ebû Dâvud, Salât 358, (1484)



  • Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla
    Dua Hakkında Ayet Meali...
    Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar. (BAKARA SURESİ - 186)

    De ki:
    "Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır." (FURKAN SURESİ / 77)

    Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir. (MÜ'MİN SURESİ - 60)

    Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez. (A'RAF SURESİ - 55)

    Hak olan çağrı (dua, ibadet) yalnızca O'na (olan)dır. Onların Allah'tan başka çağırdıkları ise, onlara hiç bir şeyle cevab veremezler. (Onların durumu) yalnızca, ağzına gelsin diye, iki avucunu suya uzatan(ın boşuna beklemesi) gibidir. Oysa ona gelmez. İnkâr edenlerin duası, sapıklık içinde olmaktan başkası değildir.
    (RA'D SURESİ - 14)

    İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir. (İSRA SURESİ - 11)

    Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme. (KEHF SURESİ - 28)

    De ki: "Ben gerçekten, yalnızca Rabbime dua ediyorum ve O'na hiç kimseyi (ve hiç bir şeyi) ortak koşmuyorum." (CİN SURESİ - 20 )

    "Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez." (A'RAF SURESİ - 55)


    İsimlerin en güzeli Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığa (ve inkâra) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır. (A'RAF SURESİ - 180)



    Duâ eden duasında ısrar etmeli, devam etmelidir.
    Her halde er veya geç kabul olur.
    Bir de dünyâda kabul olmasa bile kul bunu yine kendi lehine bilip Allah'dan ümîdini kesmemelidir.
    Duâ büyük bir ibâdet olduğu için âhirette de bir ecir ve sevabı olur.

    •Duanın âdabı pek çokdur. Bu cümleden olarak:
    •Evvelâ abdestli bulunmak,
    •Bir namazdan sonra yapılmak,
    •Tevbe ve istiğfarını ve samimi olarak arzeylemek,
    •Kıbleye yönelmek,
    •Duadan evvel Allah'a çokça hamdü sena etmek,
    •Resûli Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimize çokça salât ve selâm eylemek,
    •Duânın nihayetini âmin ile bitirmek,
    •Duada yalnız kendisini düşünmeyip bütün sâlihlere ve bütün mü'minlere dua etmek
    •Bir hacetini(ihtiyacını) isterken ellerini semâya kaldırıp avuçlarını açarak duâ etmek,
    •Kıtlık; umumî sıkıntı ve felâketlerin defi için ise ellerinin dışını semâya çevirerek duâ etmek ve Allah'a sığınmak,
    •Celb-i menfaat(menfeati) için yapılan duaların nihâyetinde ellerinin avuçlarını yüzüne mesh(sürmek) eylemek,
    •def'-i mazarrat (zararı defetmek)için yapılan dualarda mesh edilmez.
    • Duanın asıl anahtarı ise helâl lokma yemektir.
    • • • • • • • • • • • • • • • Necmettin Uzun



    MÜTEFERRİK HADİSLER

    Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyudular ki:
    "Acele etmediği müddetçe herbirinizin duasına icâbet olunur.
    Ancak şöyle diyerek acele eden var: "Ben Rabbime dua ettim duamı kabul etmedi."
    Buhârî, Daavât 22; Mislim, Zikr 92, (2735); Muvatta, Kur'an 29 (1, 213);
    Tirmizî, Daavât 145, (3602, 3603); Ebû Dâvud, Salât 358, (1484).



    Müslim'in diğer bir rivâyeti şöyledir:
    "Kul, günah taleb etmedikçe veya sıla-i rahmin kopmasını istemedikçe duası icâbet görmeye (kabul edilmeye) devam eder."
    Tirmizî'nin bir diğer rivâyetinde şöyledir:
    "Allah'a dua eden herkese Allah icâbet eder. Bu icâbet, ya dünyada peşin olur, ya da ahirete saklanır, yahut da dua ettiği miktarca günahından hafifletilmek süretiyle olur, yeter ki günah taleb etmemiş veya sıla-ı rahmin kopmasını istememiş olsun, ya da acele etmemiş olsun."



    Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Nefslerinizin aleyhine dua etmeyin, çocuklarınızın aleyhine de dua etmeyin, hizmetçilerinizin aleyhine de dua etmeyin.
    Mallarınızın aleyhine de dua etmeyin.
    Ola ki, Allah'ın duaları kabul ettiyi saate rastgelir de,istediğiniz kabul ediliverir."
    Ebû Dâvud, Salât 362.(1532).



    Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Sizden herkes, ihtiyaçlarının tamamını Rabbinden istesin, hatta kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar istesin."
    Tirmizî, Daavât 149, (3607, 3608).



    Ebû Hüreyre hazretleri (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Allah Teâla kendisinden istemeyene gadap eder."
    Tirmizî, Daavât 3, (3370); İbnu Mâce, Dua 1, (3827).



    İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh) hazretleri anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Allahu Teâlanin fazlından isteyin. Zira Allah, kendisinden istenmesini sever. İbadetin en efdali de (dua edip) kurtuluşu beklemektir."
    Tirmizî, Daavât 126 (3566).



    Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Bir kadın:
    "Ey Allah'ın Resûlü, bana ve kocama dud ediver!" diye ricada bulunmuştu.
    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz:
    "Allah sana da, kocana da rahmet etsin!" diye dua buyurdu."
    Ebû Dâvud, Salât 363, (1533).



    Ebû'd-Derdâ (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Kardeşinin gıyabında dua eden hiçbir mü'min yoktur ki melek de: "Bir misli de sana olsun" demesin."
    Ebû Dâvud'un rivâyetinde şu ziyâde vardır: "Melekler: "Âmin, bir misli de sana olsun!" derler."
    Müslim, Zikr 86, 88, (2732, 2783); Ebû Dâvud, Salât 364, (1534).



    Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Her kim, kendine zulmedene beddua ederse, ondan intikamını (dünyada) almış olur."
    Tirmizî, Daavât 115, (3547).[1]



    DUA EDENİN HEY'ETİ (DIŞ GÖRÜNÜŞÜ)



    İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) hazretleri anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Duvaları örtmeyin. Kim kardeşinin mektubuna, onun izni olmadan bakarsa, tıpkı ateşe bakmış gibi olur.
    Allah'tan avuçlarımızın içiyle isteyin, sırtlarıyla istemeyin; duayı tamamlayınca avucunuzu yüzlerinize sürün."
    Ebû Dâvud, Salât 358, (1489,1490,1491).



    Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) dua ederken ellerini öyle kaldırdı ki, koltuk altlarının beyazlığını gördüm."
    Buhârî, İstiska 21.



    Ömer (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ellerini dua ederken kaldırınca, onları yüzlerine sürmedikçe geri bırakmazlardı."
    Tirmizî, Daavât 11, (3383).



    Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Adamın biri iki parmağı ile dua ediyordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
    "Birle! Birle!" diye müdâhale etti."
    Tirmizî, Daavât 117, (3552); Nesâî, Sehv 37, (3, 38).



    Sehl İbnu Sa'd (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı ne minberde ne de bir başka şey üzerinde dua yaparken ellerini uzattığını görmedim. Bilakis şöyle gördüm" dedi ve baş ve orta parmaklarını kapayıp şehâdet parmağını açmış vaziyette işaret etti."
    Ebû Dâvud, Salât 230, (1105).



    Selmân (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Rabbiniz hayiydir, kerimdir. Kulu dua ederek kendisine elini kaldırdığı zaman, O, ellerini boş çevirmekten istihya eder."
    Tirmizî, Daavât 118, (3551); Ebû Dâvud, Salât 358, (1488).



    Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlulla: (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Allah'a duayı, size icabet edeceğinden emin olarak yapın.
    Şunu bilin ki Allah celle şânuhu (bu inançla olmayan ve) gafletle (başka meşguliyetlerle) oyalanan kalbin duasını kabul etmez."
    Tirmizî, Daavât 66.(3474.) [2]


    Kaynak:
    [1]: DUANIN FAZİLETİ VE VAKTİ :KutubuSitte7300
    [2]:DUANIN FAZİLETİ VE VAKTİ :KutubuSitte7300

    Önceki Sayfa
    Fihrist
    Sonraki Sayfa
  • Kullarım sana, Beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar (Bakara Suresi - 186)