

![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Andolsun onu, Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında önceden bir defa daha görmüştü. (NECM SURESİ /13, 14) Cennetü'l-Me'vâ da onun yanındadır. (NECM SURESİ /15) Sidre'yi kaplayan kaplamıştı. (NECM SURESİ /16) Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı. (NECM SURESİ /17) Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü. (NECM SURESİ /18) NOT: Vahyi getiren, Cebrail (a.s.)’dır. İşte bu melek birkaç defa aslî suretinde Hz. Peygamber’e görünmüştür. Aralarındaki mesafenin âyette de belirtildiği gibi, çok yakın olduğu bir zamanda Cebrail vahyedilenleri Peygamberimize bildirmişti. Hz. Peygamber’in Cebrail ile görüşmesi Sidretü’l-Müntehâ’da olmuştu. Bazıları burada Peygamberimizin gördüğünün Cenab-ı Hak olduğunu da ileri sürmüşlerdir. Sidretü’l-Müntehâ, son ağaç, yani yaratıklar âleminin son noktası demektir. Bundan ötesi Allah’ın gayb âlemidir. Cennetü’l-Me’vâ da, melekler, şehitler ve müttakîlerin ruhlarının barındığı yerdir. Sidre’dekileri tarif ve tavsif mümkün değildir. Sidre’yi kaplayanın, melekler veya Allah’ın nûru olduğu rivayetlerine yer verilmiştir. ![]() ![]() |