ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın..." (Ali İmran Suresi - 31)
بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ
40 - Hadis-i Şerif Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali ⇒   40 - Hadis Arapça ve Türkçe ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali

1 - ) ★ ⇒   40 Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ   يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟ قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ
  • (Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi. ⇒ Müslim, İmân, 95.
  • 2 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ
  • İslâm, güzel ahlâktır. ⇒ Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.
  • 3 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ
  • İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. ⇒ Müslim, Fedâil, 66; ⇒ Tirmizî, Birr, 16
  • 4 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا
  • Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. ⇒ Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.
  • 5 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ: إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ
  • İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür. ⇒ Buhârî, Enbiyâ, 54 ⇒ EbuDâvûd, Edeb, 6
  • 6 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ
  • Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir. ⇒ Tirmizî, İlm, 14
  • 7 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    لاَ يُلْدَغُ اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ
  • Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez) ⇒ Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.
  • 8 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ
  • Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran. ⇒ Tirmizî, Birr, 55.
  • 9 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ
  • Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur. ⇒ Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.
  • 10 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ
  • İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır. ⇒ Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.
  • 11 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ
  • Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir. ⇒ Müslim, Îmân, 78 ⇒ Ebû Dâvûd, Salât, 248
  • 12 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
  • İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz. ⇒ Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12
  • 13 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ
  • Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur. ⇒ İbn Mâce, Ahkâm, 17 ⇒ Muvatta’, Akdıye, 31
  • 14 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ
  • Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz. ⇒ Buhârî, Îmân, 7 ⇒ Müslim, Îmân, 71
  • 15 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
  • Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter. ⇒ Buhârî, Mezâlim, 3 ⇒ Müslim, Birr, 58
  • 16 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    16 لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا
  • İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız. ⇒ Müslim, Îmân, 93 ⇒ Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56
  • 17 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ
  • Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. ⇒ Tirmizî, Îmân, 12 ⇒ Nesâî, Îmân, 8
  • 18 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ
  • Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz. ⇒ Buhârî, Edeb, 57, 58
  • 19 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا
  • Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır. ⇒ Buhârî, Edeb, 69 ⇒ Müslim, Birr, 103, 104
  • 20 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ
  • (Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme. ⇒ Tirmizî, Birr, 58
  • 21 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ
  • (Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır. ⇒ Tirmizî, Birr, 36
  • 22 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ
  • Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar. ⇒ Müslim, Birr, 33 ⇒ ibn Mâce, Zühd, 9 ⇒ Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539
  • 23 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ
  • Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir. ⇒ Tirmizî, Birr, 3
  • 24 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ: دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ
  • Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası. ⇒ İbn Mâce, Dua, 11.
  • 25 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ
  • Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez. ⇒ Tirmizî, Birr, 33.
  • 26 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ
  • Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır. ⇒ Tirmizî, Radâ’, 11; ⇒ ibn Mâce, Nikâh, 50.
  • 27 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا
  • Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir. ⇒ Tirmizî, Birr, 15; ⇒ Ebû Dâvûd, Edeb, 66.
  • 28 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى
  • Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur. ⇒ Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; ⇒ Müslim, Zühd, 42.
  • 29 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ
  • (İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu. ⇒ Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; ⇒ Müslim, Îmân, 144.
  • 30 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ
  • Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun. ⇒ Buhârî, Edeb, 31, 85; ⇒ Müslim, Îmân, 74, 75.
  • 31 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ
  • Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim. ⇒ Buhârî, Edeb, 28; ⇒ Müslim, Birr, 140, 141.
  • 32 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ
  • Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir. ⇒ Buhârî, Nafakât, 1; ⇒ Müslim, Zühd, 41; ⇒ Tirmizî, Birr, 44; ⇒ Nesâî, Zekât, 78.
  • 33 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ
  • Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir. ⇒ Tirmizî, Kıyâme, 49; ⇒ İbn Mâce, Zühd, 30.
  • 34 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ
  • Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur. ⇒ Müslim, Zühd, 64; ⇒ Dârim”, Rikâk, 61.
  • 35 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا
  • Bizi aldatan bizden değildir. ⇒ Müslim, Îmân, 164.
  • 36 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ
  • Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler. ⇒ Müslim, Îmân, 168; ⇒ Tirmizî, Birr, 79.
  • 37 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ
  • İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz. ⇒ İbn Mâce, Ruhûn, 4.
  • 38 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ
  • Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır. ⇒ Buhârî, Edeb, 27; ⇒ Müslim, Müsâkât, 7, 10.
  • 39 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ
  • İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir. ⇒ Buhârî, Îmân, 39; ⇒ Müslim, Müsâkât, 107.
  • 40 - ) ★ ⇒   40 - Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe
    اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ
  • Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz. ⇒ Tirmizî, Cum’a, 80
  • سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
    Sabah Akşam Günlük Devamlı Okunacak Arapça Metin ve Türkçe Meal Dualar
  • Cuma Hutbesi Dualari Arapça Turkçe Yazilisi ve Okunuşu
  • Önceki Sayfa
    Fihrist
    Sonraki Sayfa
  • Kullarım sana, Beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar (Bakara Suresi - 186)