ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
   Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla    Hadis Fihristi veya Konularına Göre Hadis Meali
Eraykitaptan Büyük Hizmet: Konularına Göre Hadis Meali veya Hadis Fihristi • A'dan • Z'ye Hizmetinize Sunmuştur



Konularına Göre Hadis Meali veya Hadis Fihristi       A         Harfi ile Başlayan Konular

AD KAVMİ



İbn Abbas'ın (r.a.) rivayet ettiğine göre:
Resûlullah (a.s.):
"Ben Saba (rüzgârı) ile yardım edildim.
Ad Kavmi ise Debur (batı rüzgârı) ile helak edildiler." buyurmuştur.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 1498[1]

ÂD KAVMİNİ HELÂK EDEN RÜZGÂRIN KISSASI



4962 -Ebu Vâil, Rebi'a kabilesinden el-Hâris İbnu Yezid el-Bekri adında bir adamdan naklen anlatıyor:
"Medine'ye gelmiştim, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına gittim.
Mescid, cemaatle dolu idi.
Orada dalgalanan siyah bayraklar vardı.
Bilal radıyallahu anh kılıcını kuşanmış, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında duruyordu. Ben:
"Bu insanların derdi ne, (ne oluyor)? diye sordum.
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Amr İbnu'l-Âs'ı, Rebi'a'ya doğru göndermek istiyor, (onun hazırlığı var)!" dediler.
Ben: "Âd elçisi gibi olmaktan Allah'a sığınırım" dedim.
Aleyhissalâtu vesselâm: "Âd elçisi de nedir?" buyurdular.
Ben: "Bunu çok iyi bilen kimseye düştünüz.
Âd (kavmi) kıtlığa uğrayınca Kayl'ı kendileri için su aramaya gönderdi.
Kayl da, Bekr İbnu Muâviye'ye uğradı.
O, buna şarap içirdi ve Mekke'de o sıralarda seslerinin ve tegannisinin güzelliğiyle meşhur Cerâde isminde iki cariye de şarkılar söyledi.
(Bu suretle bir ay kadar kaldıktan) sonra, Mühre (İbnu Haydân Kabilesi'nin) dağına müteveccihen oradan ayrıldı.

Dedi ki:
"Ey Allahım! Ben sana ne tedavi edeceğim bir hasta, ne de fiyesini ödeyeceğim bir esir için gelmedim.
Sen kulunu, sulayıcı olduğun müddetçe sula. Onunla birlikte Bekr İbnu Muâviye'yi de sula.
Böylece kendisine içirdiği şarap için ona teşekkür eder.
Bunun üzerine onun için üç parça bulut yükseltildi.
Biri kızıl, biri beyaz, biri de siyah.
Ona: "bunlardan birini seç!" denildi. O, bunlardan siyah olanını seçti. Ona:
"Âd kavminden tek kişiyi bırakmayıp helak edecek bu bulutu toz duman olarak al!" denildi."
Bunu söyleyince Aleyhissalâtu vesselâm:
"(Onlara) sadece şu -yüzük halkası- miktarında rüzgâr gönderildi" buyurdular ve arkasından şu meâldeki âyet-i kerimeyi tilavet ettiler: "Âd (kavminin helâk edilmesinde) de (ibret vardır). hani onların üzerine o kısır rüzgârı göndermiştik. Öyle bir rüzgâr ki, her uğradığı şeyi (yerinde) bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi savuruyordu" (Zariyat 41-42).
Tirmizi, Tefsir, Zariyat, (3269, 3270).[2]


Azız Ve Celıl Olan Allah'ın Şu Kavli Babı:

"Âd'a gelince: Onlar da uğultulu, azgın bir fırtına ile helak edildiler. Allah onu yedi gece, sekiz gün ardı ardınca üzerlerine musallat etti. Öyle ki (eğer sen de hâzır olsaydın) o kavmin bu müddet içinde nasıl ölüp yıkıldığını görürdün. Sanki onlar, içleri bomboş hurma kütükleri idiler. Şimdi onlardan bir kalan görüyormusun ?" (el-Hâkkaa: 6-8)
[***]. Buhârî şöyle dedi:
"Rîhin sarsarin",
"Şiddetli, haddi aşan" demektir. Sufyân ibn Uyeyne dedi ki: Rüzgâr kendisine tevkîl edilmiş olan melekler üzerinden aştı, onlara itaat etmedi, demektir (yâhud: Melekler üzerine tecâvüz etti, yânı ölçüsüz, tartısız olarak çıktı, denildi).

"Sahharaha aleyhim*',
"Allah o rüzgârı o kavim üzerine yedi gece sekiz gün salıverdi, musallat etti"demektir. "Husûmen" "Daha arkaya" demektir. "Sen o müddet içinde o kavmi sanki içleri bomboş hurma kütükleri gibi yere serilmişler görürdün". "Sen onlardan bir kalan görüyor musun?". "Bakiye", "Bakıyye", yânî "Geri kalan" demektir
[****].



18-.......Mucâhid ibn Cebr'den; o da İbn Abbâs(R)'tan tahdîs etti ki, Peygamber (S) "Ben sabâ rüzgârı ile nusrat olundum. Âd kavmi de debûr rüzgânyle helak olundu" buyurmuştur [*****].

Buhârî şöyle dedi: Ve Muhammed ibnu Kesîr, Sufyân es-Sevrî'den; o da babası Saîd ibn Mesrûk es-Sevrî'den; o da Abdur-rahmân ibnu Ebî Nu'm'dan söyledi ki, Ebû Saîd (R) şöyle demiştir: Alî (Yemen'den) Peygamber'e, toprağından arıtılmamış bir mikdâr altın cevheri göndermişti. Peygamber bunu şu dört kişi arasında pay­laştırdı: el-Akra' ibn Habis el-Hanzalî, sonra el-Mucâsı'î, Uyeyne ibn Bedr el-Fezârî, Zeyd et-Tâî, sonra Nebhân oğulları'ndan biri ve Al-kame ibn Ulâsete el-Âmirî sonra Kilâb oğulları'ndan biri arasında. Bu taksime Kureyş ve Ensâr öfkelendiler ve:
— Peygamber Necd halkından başkalarına veriyor da bizleri bırakıyor, dediler.

Peygamber (S):

— * 'Ben ancak bu mal ile onları İslâm 'a alıştırıyorum'' buyurdu. Bunun üzerine iki gözü çökük, yanağının iki elmacığı çıkık, alnı

yüksek, gür sakallı, başı tıraşlı bir adam öne geldi ve:

— Allah'tan kork yâ Muhammedi dedi. Peygamber de:

— "Ben âsîlik edersem Allah 'a kim itaat eder? Allah beni yer ahâlîsi üzerine emin kılmakta iken, sizler beni emîn saymıyor (güven­miyor) musunuz?" buyurdu.

Bu sırada bir kimse Peygamber'den o şahsı öldürme izni istedi. Zannediyorum ki, bunu isteyen Hâlid ibnu'l-Velîd'di. Peygamber bu istekten onu men' etti. O sert bedevi geri dönünce Peygamber (S) arkasından:

— "Şunun soyundan yâhud bunun arkasından öyle bir kavim türeyecektir ki, onlar Allah 'in Kitabı 'nı okuyacaklar, fakat bu onla­rın boğazlarından ileriye geçmiyecek, onlar okun avı sür'atle delip çıktığı gibi dînden çıkacaklar. Onlar İslâm ahâlîyi öldürecekler de put­ların sahihlerini terkedecekler. Yemîn olsun eğer ben onların zama­nına erişseydim, muhakkak onları Ad kavminin öldürülüşü gibi öldürürdüm" buyurdu [******].




19-.......el-Esved şöyle demiştir: Ben Abdullah ibn Mes'ûd'dan
işittim. O: Ben Peygamber(S)'in el-Kamer Sûresi'ndeki şu "Helmin müddekir" âyetini, böyle idgam ile okurken işittim, dedi [3]
[******]




   Kaynak::
[1]:Yolcuların Namazı :el lulu vel mercan buhari ve müslim ittifak ettikleri hadisler Muhammed Fuad Abdulbaki YOLCULARIN NAMAZI VE BUNUN KISALTILMASI
[2]: Kıssalar:KutubuSitte7300

***Açıklama:Müfessirlerin bildirdiğine göre bu yedi gece sekiz gündüz bir çarşamba sabahı başlamış, öbür çarşamba akşamı tamâm olmuş ve "Uğursuz günler" (Fussilet: 16) diye de vasıflanmıştır. Kış mevsiminin sonunda geldiği için Arablar "Eyyâ-mu acûz" da demişlerdir. Bu müddetin sonunda Âd kavmi helak olmuştu. Yalnız Hûd Peygamber İle yanında bulunan mü'minler topluluğu "Azâb emrimiz gelince, Hûd 'u da matyyetindeki mü 'minleri de bizden bir rahmet olarak selâ­mete erdirdik, onları ağır azâbdan kurtardık" (Hûd: 58) âyeti ma'nâsınca halâs olmuşlardı. Bu müdhiş felâkette onlar bir tarafa çekilmişler, masun kalmışlar­dı. Mucâhİd'in rivayetine göre, bunlar dörtbin kişi idiler. Bunlardan Âdu Uhrâ, yânî Son Âd üremiştir ki, Zâtı İrem denilen Semûd kavmidir. Hûd Peygamber kavminin helakinden sonra bir müddet daha yaşamış, sonra ölmüştür. Vefatında yüzelli yaşında idi.
Âd kavminin bedenî kuvvetleri, boylan, irilikleri, hakkında Kur'ân dışın­da pekçok mübalağalı rivayetler vardır. el-A'râf: 69'da: "Düşünün ki O, sizi Nûh kavminden sonra hükümdarlar yaptı, size yaratılışça onlardan ziyâde boy bos (ve kuvvet) verdi. O hâlde Allah'ın nVmetlerini hatırlayın ki, kurtuluşa erdirilesiniz" buyurulmakla yetinilmiştir

****Buhârî başlıkta yazdığı âyetlerdeki bâzı kelime ve cümlelerin tefsirlerini de nak-letmiştir. Bu tefsirler hep senedli olarak yerlerinde rivayet edilmiştir

*****Hadîsin başlığa uygunluğu, Âd kavminin debûr rüzgârıyle helak edilmesinden-dir. Peygamber'in poyraz veya gündoğusu rüzgârıyle nusrat olunması, Ahzâb gazasına âid ilâhî bir nusrattır. Ebû Sufyân ordusunun Medîne'yi muhasarası zamanında bir gece Allah tarafından şiddetli bir gündoğusu rüzgârı çıkmış, Ku­reyş ordusunun altım üstüne çevirmiş ve bu fırtına ile de panik başlayıp harb hezimetle sonuçlanmıştır.

Hadîsin başlığa uygunluğu "Elbette onları Âd kavminin öldürülüşü gibi öldürürdüm" sözündedir. Âd kavmi şiddetli bir rüzgârla helak edilmişken bu hadîsteki uygunluk nasıldır? dersen, şöyle cevâb veririm: Takdir, Âd'in öldü­rülüşü gibidir. Bundan maksad onların, Âd'in kökünün kazınması gibi kökleri­nin tamâmiyle kazınmalarıdır. Çünkü "Âd'in öldürülmesİ"ndeki izafet, mef'ûledir (Aynî).

Buhârî bu hadîsi bâzı farklılıklarla Mağâzî, Tefsir ve Tevhîd Kitâbları'nda; Müslim ise Zekât'ta getirmiştir. Hadîste isimleri sayılan ve Peygamber'in ihsan ettiği bu kimseler Necd havalisinin sergerdelerinden ve hepsi de "Kalbleri İs­lâm'a alıştirılanlar"(et-Tevbe: 60)'dan İdiler.

******Bu hadîs bu kitabın beşinci babının sonunda 16 rakamıyle başka bir senedle geç­mişti. Hadîsin başlığa uygunluk şekli orada Nûh kavminin helaki yönündendi. Burada ise yine el-Kamer Sûresi'nde Âd kavminin helakini haber veren âyetler bulunması yönündendir.
"Ad kavmi de tekzîb etti. İşite benim azabım ve tehdîdlerim nice imiş (düşünün). Çünkü biz haklarında uğursuz ve uğursuzluğu sürekli bir günde onların üstüne çok gürültülü bir fırtına gönderdik ki, insanları, sanki onlar köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imiş gibi, tâ temelinden kopanyordu. İşte benim azabım ve tehdîdlerim nice imiş (düşünün). Andolsun biz Kur'ân'ı düşünmek için kolaylaştırmışadır. O hâlde var mı düşünen?" (el-Kamer: 18-22).
[3]:Darulislam Asnsiklopedisi.2 Hadis:Sahihler:Sahihi Buhari:Enbiya Bölümü: Azız Ve Celıl Allah'ın Şu Kavli Babı:






“Hadis Fihristini online okuyabilir, facebook, twitter gibi diğer sosyal ağlarda paylaşabilir, bilgisayarınıza indirebilir, ödev ve tezlerinizde kullanabilir ve siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin site ve bloglarınızda yayınlayabilir ve kopyalayıp, çoğaltabilirsiniz. Eraykitap En iyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir