ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
   Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla    Hadis Fihristi veya Konularına Göre Hadis Meali
Eraykitaptan Büyük Hizmet: Konularına Göre Hadis Meali veya Hadis Fihristi • A'dan • Z'ye Hizmetinize Sunmuştur



Konularına Göre Hadis Meali veya Hadis Fihristi       A         Harfi ile Başlayan Konular

Allah Azze ve Celle’nin Güldüğü Adam


Allah Azze ve Celle’nin Güldüğü Adam
Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Cennete en son giren kişi cehennemden çıkarken bazen yürür bazen düşer. Cehennemden kurtulduğu vakit döner ve:
‘Beni senden kurtaran Allah’ın şanı ne yücedir’ der. Allah bana öncekilere ve sonrakilere yapmadığı ihsanı yapmıştır, der. Ona bir ağaç gösterilir.
Derki:
−‘Rabbim beni bu ağaca yaklaştır, gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim.’
Allah-u Teâlâ:
−‘Ey Âdemoğlu! Bunu sana verirsem umulur ki başka şeyler de istersin.’
Kul:
−‘Hayır, Rabbim’ der ve başka bir şey istemeyeceğini vaad eder. Rabbi, kulunun sabırsızlığını mazur görür ve altında gölgelenmesi, suyundan içmesi için ağaca yaklaştırır. Sonra cennetin kapısının yanında ilkinden daha güzel bir ağaç yükseltilir.

Kul:
−‘Rabbim, altında gölgelenmem ve suyundun içebilmem için beni bu ağaca yaklaştır, Senden başka bir şey istemiyorum’ der.
Allah-u Teâlâ:
−‘Ey Âdemoğlu! Az önce başka bir şey istemeyeceğine dair bana söz vermedin mi? Her halde bu ağaca seni yaklaştırsam başka şeyler de istersin’ buyurur.
Kul yine başka bir şey istemeyeceğine dair Allah’a söz verir. Allah-u Teâlâ kulun sabırsızlığını bilir ve mazur görür, kulu ağaca yaklaştırır. Sonra cennetin kapısından ilk ikisinden daha güzel olan başka bir ağaç gösterilir.

Kul:
−‘Rabbim! Altında gölgelenebilmem ve suyundan içebilmem için beni bu ağaca yaklaştır, Senden başka bir şey istemiyorum’ der.
Allah-u Teâlâ:
−‘Ey Âdemoğlu! Az önce başka bir şey istemeyeceğini bana vaad etmedin mi?’ buyurur.
Kul:
−‘Rabbim! Bundan başka bir şey istemeyeceğim’ der. Rabbi kulunun sabırsızlığını mazur görüp onu ağaca yaklaştırır. Kul ağaca yaklaştığı vakit cennet ahalisinin seslerini işitir ve:
−‘Rabbim! Beni cennetine al’ der.
Allah-u Teâlâ:
−‘Ey Âdemoğlu! Senin isteklerini ne durdurur. Sana dünya ve bir benzerini vermem seni hoşnut eder mi?’ buyurur.
Kul:
−‘Rabbim! Sen âlemlerin sahibi olduğun halde benimle alay mı ediyorsun?’ der.”
Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) bu hadisi rivayet ettikten sonra güldü.
Sonra:
–Benim neden güldüğümü sormayacak mısınız? dedi.
Yanında bulunanlar:
−Neden gülüyorsun? dediler.
Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
−Çünkü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de gülmüştü.
Sahabeler:
−Neden gülüyorsun ya Rasulallah? diye sorduklarında ise Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Allah Azze ve Celle’de gülmüştür,’ dedi.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kulun bu sorusu üzerine Allah-u Teâlâ:
−‘Ben alay etmiyorum, fakat dilediğimi yapmaya benim gücüm yeter’ buyurmuştur.” (Buhârî, Rıkak: 27; Müslim, İman: 17 - Müslim, Îmân, 308; Tirmizî, Cehennem, 10)



Ebû Zerr (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Cehennemlik olanlardan ateşten en son çıkacak ve Cennete en son girecek kimseyi iyi biliyorum. Bir adam getirilecek ve Allah, ona küçük günahlarını sorunuz büyük günahlarını gizli tutunuz buyuracaktır. Bunun üzerine kendisine falan günde şöyle filan günde böyle yaptın denilecek. Rasûlullah (s.a.v.) sözüne şöyle devam etti:
Kendisine şöyle denilecek senin her günahının yerine sana bir sevap verilecektir. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle dedi.
Bunun üzerine O kimse Ya Rabbi! Bir takım günahlar işlemiştim fakat onları burada göremiyorum... Ebû Zerr dedi ki: Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.)’i azı dişleri görünecek kadar güldüğünü gördüm.” (Müslim, İman: 17)



Ebû Zerr -radıyallâhu anh- anlatıyor; Peygamber Efendimiz buyurdu ki,
“Ben cehennemden en son çıkacak ve cennete en son girecek olan kimseyi yakînen bilirim. Bu öyle bir adamdır ki kıyâmet gününde, getirilir ve, «Küçük günahlarını kendisine gösterin, büyük günahlarını ise gizleyin.» denilir. Bunun üzerine ona küçük günahları gösterilir ve:

'Sen falan gün şunu şunu, falan günde şunları yaptın değil mi?' denilir. Adamcağız da inkâr edemeyerek:
'Evet!..', der. Ancak bunların ardından büyük günahlarının da gösterilmesinden korkmaya başlar. Tam bu esnada ona:
'Senin için her kötülüğün yerine bir iyilik vardır.' denilir. Bunun üzerine adam:
'Yâ Rabbî, ben bir kısım (günah) işler yaptım ki onları burada göremiyorum.' der.” Ebû Zerr -radıyallâhu anh-'ın belirttiğine göre Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- bu haberi anlattıktan sonra azı dişleri görününceye kadar gülmüştür. (Müslim, İmân, 314)



Abdullah bin Mesûd'un naklettiği şu rivâyette de Efendimizin güldüğünü görmekteyiz;
“Allâh Resûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle bir hâdise anlattı:
«Ben cehennemden en son çıkacak olan insanın durumunu bilirim. O, cehennemden sürünerek çıkar. Kendisine:
– Haydi git, cennete gir! denilir. Bunun üzerine o adam cennetin yolunu tutar. Varıp kapısından içeri bakınca cennet ehlinin tamâmen yerlerini aldıklarını, her tarafın dopdolu olduğunu görür. Geri döner ve:
– Ya Rabbi, herkes yerini almış, her taraf tıklım tıklım dolu, girecek yer kalmamış, der. Kendisine denilir ki:
– Önceki bulunduğun zamanı (n yani dünyânın ne kadar geniş olduğunu) hatırlamıyor musun? O da:
– Evet ya Rabbi, der. Sonra ona:
– Öyle ise gönlünden ne geçiriyorsan dile, denilir. O da dilediğini ister. Neticede kendisine:
– Sana bu isteklerinin hepsi ve ayrıca dünyanın on katı daha verilecektir, denilir. Bunun üzerine adam:
– Yâ Rabbi, benimle istihzâ mı ediyorsun! Sen ki şânı yüce bir Hükümdarsın, der.”
Abdullah bin Mesûd -radıyallâhu anh-, Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in bu hâdiseyi anlattıktan sonra azı dişleri görülecek derecede güldüğünü ifâde eder. (Müslim, Îmân, 308; Tirmizî, Cehennem, 10)



Cehennemden en son çıkacak olan kimseyi Efendimiz (sav.) -manen- söyle tarif eder:
Bu adam kâh yerde sürüklenerek, kâh yürüyerek, kâh yüzünü ateş yalayarak cehennemden çıkar. Geriye dönüp cehenneme bakarak söyle seslenir:
- Beni senden kurtaran Allah yücelerin en yücesidir. Andolsun ki Allah gelmiş geçmiş hiç kimseye vermediği en büyük nimeti bana vermiştir. (Müslim, Iman 310)



Câbir (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Tevhid inancına sahip fakat günahkar olanlar Cehennem’de azâb görecekler ve kömür gibi olacaklardır. Sonra kendilerine rahmet ulaşacak Cehennem’den çıkarılacak Cennetin kapıları önüne atılacaktır. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle devam etti:
Cennetlikler onlar üzerine su serpeceklerdir. Sel birikintisinde çalı çırpının bitmesi gibi onlar da yeniden hayata geçecekler ve Cennete gireceklerdir.”(Müsned: 14665)


- Imrân b. Husayn (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ümmetimden bir gurup benim şefaatimle Cehennem’den çıkarılacaklardır. Kendilerine Cehennemlikler adı verilecektir.” (Buhârî, Rıkak: 17; İbn Mâce, Zühd: 27)



Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurdu: –Şüphesiz ki senin ümmetin, bunun hali nedir, bunun hali nedir? diye pek çok soru sormaktan vazgeçmeyecekler! Hatta mahlûkatı Allah yarattı, fakat Allah’ı kim yaratmıştır? diyecekler,’ buyurdu.” Müslim - 217 / 136



  






“Hadis Fihristini online okuyabilir, facebook, twitter gibi diğer sosyal ağlarda paylaşabilir, bilgisayarınıza indirebilir, ödev ve tezlerinizde kullanabilir ve siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin site ve bloglarınızda yayınlayabilir ve kopyalayıp, çoğaltabilirsiniz. Eraykitap En iyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir