ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Konularına Göre Dua Meali veya Dua Fihristi
Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir. (Mü'min Suresi - 60)
Rasulullah Efendimizin (a.s) Yaptığı ve Tafsiye Ettiği Dualar Arapça ve Türkçe

Namaz Bittikten Sonra Okunacak Dualar

300- Rasûlullah (s.a.v.)’in azatlı kölesi Sevbân’dan aktarıldığına göre, şöyle demiştir:
“Rasûlullah (s.a.v.) namazdan çıkmak istediğinde
üç sefer estağfirullah der sonra
Allahümme entesselamü veminkesselamü tebarekte yazelcelali velikrami” duasını okurdu.
(Müslim, Mesacid: 26; İbn Mâce, İkame: 32)

298- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:
“Rasûlullah (s.a.v.) selam verdikten sonra
“Allahümme entesselam veminkes selam tebarekte zelcelali velikram” diyecek kadar otururdu.
(Ey Allah’ım sen her türlü kötülük ve eksikliklerden uzaksın, hertürlü huzur rahat ve afiyetler de sendedir. Celal ve ikram sahibi olan sen ne mübareksin.)”
(Müslim, Mesacid: 26; İbn Mâce, İkame: 32)
299- Hennâd (r.a.), aynı senedle bu hadisin benzerini bize aktardı ve “Tebarekte” kelimesinden sonra “Ya” yı ilave etti.
(Müslim, Mesacid: 27)
1 - ) ★ ⇒   Namaz Bittikten Sonra Okunacak Dualar

سْتَغْفِرُ اللهَ (ثَلاَثاً)
اَللَّهُمَّ أَنْتَ السَّـلاَمُ، وَمِنْكَ السَّـلاَمُ تَبَارَكْتَ يَاذَا الْجَـلاَلِ وَالإِكْرَامِ“
  • Allahümme entesselâmü ve minkesselâm tebarekte ya zelcelâli vel-ikram Allah'ım, Sen Selâmsın. Her türlü selâmet ve esenlik Sendendir. ve Sen ey keramet ve azamet sahibi Allah'ım, Yücelerden yücesin
    ⇒ Müslim, Mesacid: 26; ⇒ İbn Mâce, İkame: 32

  • 2 - ) ★ ⇒   Namaz Bittikten Sonra Okunacak Dualar

    لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَحْدَهُ لا شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ


  • Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur sadece o vardır O’nun ortağı yoktur, her türlü otorite ve saltanat onundur, her türlü eksiksiz övgüler de ona aittir. Hayat veren ve ölümü de meydana getiren o’dur onun gücü her şeye yeter.
    Allah’ım senin verdiğine engel olabilecek kimse yoktur, vermediğini de verebilecek yoktur, senin yardımın olmadan hiçbir kuvvet sahibine kuvveti fayda vermez.) [1]

    "Farz namazı kıldığınız zaman, her bir farz namazdan sonra on defa: "Lâ ilâhe illellâhu vahdehû lâ şerîke lehü lehül mülkü ve lehül hamdü ve huve alâ kulli şeyin kadîrun." deyiniz. Böyle diyene bir köle azâd etmiş gibi ecir yazılır." (Buhârî, Ezan, 155) buyururlardı.
  • veya
    3 - ) ★ ⇒   Namaz Bittikten Sonra Okunacak Dualar

    لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرِ
    سُبْحاَنَ اللهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ وَ لَا اِلَاهَ اِلاَّ اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمْ
  • Lâ ilâhe illâllahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr
    “Sübhânellâhi vel hamdü lillêhi ve lê ilâhe illallâhu vellâhu ekber, ve lê havle ve lê kuvvete illê billêhil aliyyil azîm”

    Allah’tan başka hak ilah yoktur. O birdir ve ortağı yoktur. Mülk O’nundur ve Hamd da O’nadır. O, her şeye gücü yetendir. Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Hamd Allah'adır. Allah’tan başka hak ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet, ancak yüce ve büyük olan Allah’a âittir.
    ⇒ Buhari, el-Câmiu’s-Sahih - IV, 153 ⇒ Buhârî, Bkz. Fethu’l-Bârî, 11/113, ⇒ Müslim, 4/2083 ⇒ Buhârî, Bkz. Fethu’l-Bârî, 3/39 ⇒ Lafız İbn-i Mâce'ye âittir. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce, 2/335.

  • Muaz radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem onun elinden tuttu ve: "Muaz! Vallahi seni gerçekten seviyorum" buyurdu. Sonra sözüne şöyle devam etti: "Muaz! Her namazdan sonra şu duayı mutlaka okumanı tavsiye ediyorum:
  • 4 - ) ★ ⇒   Namaz Bittikten Sonra Okunacak Dualar

    اَللَّهُـمَّ أَعِنِّا عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ، وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ
  • Allahümme einnî ala zikrike ve şükrike ve hüsni ibadetik:
    Allahım! Seni anıp zikretmek, nimetine şükretmek, sana layık ibadet etmek için bana yardım eyle!."
    ⇒ Hakim 1/499 - ⇒ Ebu Davud 2/86 ⇒ Ebu Davud, Vitir 26. ⇒ Ayrıca bk. Nesaî, Sehv 60

  • Birgün, başta Ebû Zer (r.a.) olmak üzere Muhacirlerin fakir olanları
    Peygamberimize (asm) gelerek şöyle dediler:
    “Yâ Resulallah, varlık sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gittiler.
    Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor.
    Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz.
    Onlar köle âzat ediyor, biz edemiyoruz.”
    Sahabîlerini dinleyen Peygamberimiz (asm), onların gönlünü şu müjdesiyle aldı:
    “Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla, sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz. Meğer ki, sizin yaptığınız gibi yapmış olsunlar.
    Her namazdan sonra otuz üç kere ‘sübhanallah’, otuz üç kere ‘elhamdülillah’, otuz üç kere ‘Allahü ekber’ derseniz, tamamı 99 eder.
    Yüzün tamamında da, ‘Lâilaheillallahü vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr’ derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.” (Müslim, Mesacid: 146; Ebû Dâvud, Vitir: 2)

  • Sa’d b. Ebi Vakkâs (r.a.)’tan rivayet edilmiştir: “Biz, Resulullah (s.a.v.)’in yanında bulunuyorduk. Bize: «Sizden birisi her gün bin sevap kazanmaktan aciz midir?» dedi. Birlikte oturduğu kimselerden biri, ‘Bizden birisi bin sevap nasıl kazanır?’ diye sordu. Resulullah (s.a.v.): «Farz namazlardan sonra

  • 5 - ) ★ ⇒   Namaz Bittikten Sonra Okunacak Dualar

    سُبْحَانَ اللَّهِ
    اَلْحَمْدُ لِلَّهِ
    اَللَّهُ أَكْبَرُ
    لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
  • diyerek yüz defa tesbih ederse ona bin sevap yazılır ve o kimsenin bin günahı silinir.» buyurdu.” Not: Bu hadis-i şerifte farz namazlardan sonra
    ‘sübhanallah’, ‘elhamdülillah’, ‘Allahü ekber’
    33’er defa yapılan tesbihata işaret vardır. Yüzüncüsü şu sözdür: ‘Lâilaheillallahü vahdehu lâ şerika leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr’
    ⇒ Müslim, Zikr, 37 (2698)

  • Cüveyriye (r. anha) anlatıyor: Peygamberimiz (sav) bir gün sabah namazını kılmak üzere erkenden yanımdan çıktı. Kuşluk vaktinden sonra geri döndü. Cüveyriye hâlâ oturuyordu. Allah Rasûlü (sa): ‘Hâlâ yanından ayrılırken seni bıraktığım durumda mısın?’ diye sordu. Cüveyriye: Evet deyince, Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu: ‘Andolsun senden (ayrıldıktan) sonra dört kelimeyi üç defa tekrarladım. Eğer bunlar sabahtan beri senin söylediklerinle tartılacak olursa hiç şüphesiz benim söylediklerim seninkilerden ağır basacaktır. (Söylediklerim şunlardır):

  • 6 - ) ★ ⇒   Namaz Bittikten Sonra Okunacak Dualar

    سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ عَدَدَ خَلْقِهِ ورِضَا نَفْسِهِ وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ
  • “Yarattıklarının sayısınca, zatını hoşnut edecek kadar, arşının ağırlığınca ve kelimeleri sayısınca yüce Allah’ı hamd ile tesbih ederim.” ⇒ Buhârî, Deavât 7, 15, Tevhid 13; ⇒ Müslim, Zikir, 59.

  • Sa’d b. Ebi Vakkâs’ın kızı Âişe’den (radiyallahu anhümâ) nakledildiğine göre; “Sa’d b. Ebi Vakkâs, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikte önündeki hurma çekirdekleriyle veya çakıl taşlarıyla tesbih çeken bir kadının yanına geldi. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem kadına: ‘Bundan daha kolayını -veya daha faziletlisini- sana haber vereyim mi?’ diye sordu. Sonra kadına;

  • 7 - ) ★ ⇒   Namaz Bittikten Sonra Okunacak Dualar

    سُبْحَانَ اللَّهِ عَدَدَ مَا خَلَقَ فِى السَّمَاءِ وَسُبْحَانَ اللَّهِ عَدَدَ مَا خَلَقَ فِى الأَرْضِ وَسُبْحَانَ اللَّهِ عَدَدَ مَا خَلَقَ بَيْنَ ذَلِكَ وَسُبْحَانَ اللَّهِ عَدَدَ مَا هُوَ خَالِقٌ
  • (Sübhânallâhi adede mâ halaka fi’s-semâi ve Sübhânallâhi adede mâ halaka fi’l-arzi ve Sübhânallâhi adede mâ halaka beyne zâlike ve Sübhânallâhi adede mâ hüve hâlik.)
    (Anlamı: ‘Ben Allah’ı gökyüzünde yarattıkları sayısınca ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Ben Allah’ı yarattıkları sayısınca ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Ben Allah’ı yer ile gök arasında yarattıkları sayısınca ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Ben Allah’ı bundan sonra yaratacakları sayısınca ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim’) dersin buyurdu ve ardından şöyle ekledi:

    اَللَّهُ أَكْبَرُ     «AllahuEkber»i de,

    اَلْحَمْدُ لِلَّهِ     «el-Hamdulillâh»ı da,

    لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ     «Lâ ilâhe illallâh»ı da,

    لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ     «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh» ı da
    bu şekilde söylersin.” (Tirmizi, es-Sünen - V, 562)


  • 3410- Abdullah b. Amr (r.a.)’den rivâyete göre,
    Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “İki özellik vardır ki kim bunlara devam eder ve müslümanca hayatını devam ettirerek ölürse Cennete girer.
    Dikkat edin bu iki şey çok kolaydır. Fakat bunları yapan çok azdır.
    Her namazın arkasından on sefer “sübhanallah”
    on sefer “Elhamdülillah”
    on sefer “Allahuekber” demek.”
    Rasûlullah (s.a.v.), bu on sayısını eliyle gösterdi.
    İşte bunlar günde beş vakit namazda söylendiği takdirde yüz elli eder.
    Allah iyiliklere bir’e on verdiği için terazide binbeşyüz eder.
    İkinci özellik: Yatacağınız zaman otuz üç “Sübhanallah”
    otuz üç “Elhamdülillah”
    otuz üç “Allahuekber” ki yüz eder.
    Bu dilde yüz fakat terazide bindir.
    Hangi biriniz bir gece ve gündüzde iki bin beş yüz günah işler? Bunun üzerine Ashab:
    “Bu kadar şeyi, nasıl çekebiliriz” dediler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) buyurdu ki:
    Şeytan gelir ve namazdan çıkıncaya kadar o kimseyi falan kimseyi ve filan işi hatırla der bu yüzden tesbih çekmeyi belki yapamaz yine yatacağında şeytan gelir uyuyuncaya kadar ona bazı şeyleri hatırlamaya devam eder de o kişide bunları söylemeden uyur kalır.
    (İbn Mâce, İkamet-üs Salat: 27)

    3411- Abdullah b. Amr (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:
    Rasûlullah (s.a.v.)’in tesbihi, parmaklarını sayarak çektiğini gördüm.
    (İbn Mâce, İkamet-üs Salat: 27)

    3412- Ka’b b. Ucre (r.a.)’den, Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:
    Farz namazların sonunda söylenmesi gereken bazı tesbihat vardır ki onları yapanlar zararda değillerdir.
    Her namazın arkasında otuz üç sefer “Sübhanallah” otuzüç sefer “Elhamdülillah” otuz dört sefer “Allahuekber” demek.
    (Müslim, Mesacid: 27; Nesâî, Sehv: 17)

    3413- Zeyd b. Sabit (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:
    Her farz namazın sonunda otuz üç kere “
    Sübhanallah” otuz üç kere “Elhamdülillah” otuz dört kere “Allahuekber” demekle emrolunduk. Ensâr’dan bir kişide rüyasında gördü ve şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.) size farz namazlardan sonra otuz üç sefer sübhanallah, otuzüç sefer elhamdülillah otuz dört seferde Allahuekber demeyi emretti mi? O da: “Evet” dedi. Ravi diyor ki: Bu syıları sonunda getireceğiniz tehlille beraber yirmibeş de yapabilirsiniz. Ertesi gün bunu Rasûlullah (s.a.v.)’e haber verdi de Rasûlullah (s.a.v.): “Öyle de yapabilirsiniz” buyurdu.
    (Müsned: 20617)[2]


    Ebu Hureyre (r.a.) şöyle nakletmiştir:
    Muhacirlerin fakirleri Allah Resulü (a.s.)'a geldiler ve
    "Ey Allah'ın Resulü, çok mal sahibleri yüksek dereceleri ve devamlı nimetleri alıp gittiler," dediler. Allah Resulü: "Bu nasıl olur?" buyurdu. Cevaben: Bizim namazımız gibi namaz kılarlar, bizim orucumuz gibi oruç tutarlar. Halbuki onlar sadaka da verirler (oysa) biz veremiyoruz, köle de azat ederler (oysa) biz edemiyoruz, dediler. Bunun üzerine Allah Resulü: "Size bir şey öğreteyim mi, ki onu yapmakla sizi geçip geride bırakmış olanlara yetişirsiniz, sizden sonraya kalanları da geçersiniz. Sizin gibi yapanlar müstesna hiçbir kimse de sizden daha üstün olamaz!" buyurdu. Evet, öğretiniz ey Allah'ın Resulü! dediler. "Her namazdan sonra otuzüç kere Subhanellah, Allahu Ekber ve Elhamdu lillah deyiniz" buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 936[3]

    NAMAZ BİTTİKTEN SONRA OKUNACAK DUA




    SELAMDAN SONRA OKUNACAK DUA
    İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:
    "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın geceleyin namazdan çıkınca şu duayı okuduğunu işittim:
    "Âllahım! Senden, katından vereceğin öyle bir rahmet istiyorum ki, onunla kalbime hidayet, işlerime nizam, dağınıklığıma tertip, içime kâmil iman,
    dışıma amel-i sâlih, amellerime temizlik ve ihlâs verir, rızana uygun istikâmeti ilham eder, ülfet edeceğim dostumu lutfeder,
    beni her çeşit kötülüklerden korursun.
    Allahım, bana öyle bir iman, öyle bir yakin ver ki, artık bir daha küfür (ihtimali) kalmasın. Öyle bir rahmet ver ki, onunla, dünya ve ahirette senin nazarında kıymetli olan bir mertebeye ulaşayım.
    Allahım! Hakkımızda vereceğin hükümde lütfunIa kurtuluş istiyorum, (kurbuna mazhàr olan) şühedâya has makamları niyaz ediyorum, bahtiyar kulların yaşayışını diliyorum, düşmanlara karşı yardım taleb ediyorum!
    Allahım! Anlayışım kıt, amelim az da olsa (dünyevi ve uhrevi) ihtiyaçlarımı senin kapına indiriyor (karşılanmasını senden taleb ediyorum). Ràhmetine muhtacım, halimi arzediyorum. (İhtiyacım ve fakrim sebebiyledir ki) ey işlere hükmedip yerine getiren, kalplerin ihtiyacını görüp şifâyâb kilan Rabbim! Denizlerin aralarını ayırdığın gibi benimle cehennem azabının arasını da ayırmanı, helâke dâvetten, kabir azabindan korumanı diliyorum. Allahım! Kullarından herhangi birine verdiğin bir hayır veya mahlukatindan birine vaadettiğin bir lütuf var da buna idrakim yetişmemiş, niyetim ulaşamamış ve bu sebeple de istediklerimin dışında kalmış ise ey âlemlerin Rabbi, onun husülü için de sana yakarıyor, bana onu da vermeni rahmetin hakkında senden istiyorum.

    Ey Allahım! Ey (Kur'ân gibi, din gibi) kuvvetli ipin, (şeriat gibi) doğru yolun sahibi! Kâfirler için cehennem vaadettiğin kıyamet gününde, senden cehenneme karşı emniyet, arkadan başlayacak ebediyet gününde de huzur-i kibriyana ulaşmış mukarrebin meleklerle, (dünyada iken çok) rükü ve secde yapanlar ve ahidlerini ifa edenlerle birlikte cennet istiyorum. Sen sınırsız rahmet sahibisin, sen (seni dost edinenlere) hadsiz sevgi sahibisin, sen dilediğini yaparsın. (Dilek sahipleri ne kadar çok, ne kadar büyük şeyler isteseler hepsini yerine getirirsin.)
    Allahım! Bizi, sapıtmayıp, saptırmayan hidâyete ermiş hidâyet rehberleri kıl. Dostlarına sulh (vesilesi), düşmanlarına da düşman kıl. Seni seveni (sana olan) sevgimiz sebebiyle seviyoruz. Sana muhâlefet edene, senin ona olan adâvetin sebebiyle adavet (düşmanlık) ediyoruz.
    Allahım! Bu bizim duamızdır. Bunu fazlınla kabul etmek sana kalmıştır. Bu, bizim gayretimizdir, dayanağımız sensin.
    Allahım! Kalbime bir nur, kabrime bir nur ver; önüme bir nur, arkama bir nur ver; sağıma bir nur, soluma bir nur ver; üstüme bir nur, altıma bir nur ver; kulağıma bir nur, gözüme bir nur ver; saçıma bir nur, derime bir nur ver; etime bir nur, kanıma bir nur ver; kemiklerime bir nur koy!
    Allahım nurumu büyüt, (söylediklerimin hepsine bedel olacak) bir nur ver, (söylenmiyenleri de kuşatacak) bir nur daha ver!
    İzzeti bürünmüş, onu kendine alem yapmış olan Zât münezzehtir. Büyüklüğü bürünmüş ve bu sebeple kullarına ikramı bol yapmış olan Zât münezzehtir. Tesbih ve takdis sadece kendine layık olan Zat münezzehtir. Fazl ve nimetler sâhibi Zàt münezzehtir. Azamet ve kerem sahibi Zât münezzehtir. Celal ve ikrâm sâhibi Zat münezzehtir."
    Tirmizi, Daavât 30, (3415).[4]


  • “Kim sabah kalkarken üç defa
    ‘Eûzü billâhi’s-Semî’ıl-Alîmi mine’ş-Şeytânirracîm =
    Allah’ın rahmetinden kovulmuş olan şeytandan, işiten ve bilen Allah’a sığınırım’ der ve Haşir Sûresi'nin sonundan üç âyet okursa, Allah o kimseye akşama kadar duâ ve istiğfar etmek üzere yetmiş bin melek vazifelendirir. O günde ölürse şehid olarak ölür. Kim geceye girerken okursa o da aynı dereceye ulaşır.” (Tirmizî, Fedâilü`l-Kur`ân 22, Mevakıt 65; Müsned, 5/26)
    Diğer taraftan, "Ism-i A`zam, Haşr Sûresinin son altı ayetindedir." rivayeti de vardır. (Suyuti, ed-Dürrü l-Mensûr, 8/121; Alûsî, ilgili ayetlerin tefsiri)

  • 8 - ) ★ ⇒   Sabah ve Akşam Namaz Bittikten Sonra Okunacak Ayeti Kerime Lev enzelnâ

    لَا يَسْتَوِي أَصْحَابُ النَّارِ وَأَصْحَابُ الْجَنَّةِ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَائِزُونَ ﴿٢٠﴾ لَوْ أَنزَلْنَا هَذَا الْقُرْآنَ عَلَى جَبَلٍ لَّرَأَيْتَهُ خَاشِعًا مُّتَصَدِّعًا مِّنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ ﴿٢١﴾ هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ ﴿٢٢﴾ هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿٢٣﴾ هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿٢٤﴾ ~ اَ

    Lâ yestevî ashâbun nâri ve ashâbul cenneti, ashâbul cenneti humul fâizûn(fâizûne).
    Ateş ehli ile cennet ehli bir (eşit) değildir. Cennet ehli; onlar, kurtuluşa erenlerdir.
    Lev enzelnâ hâzâl kur’âne alâ cebelin le raeytehu hâşian mutesaddian min haşyetillâh(haşyetillâhi), ve tilkel emsâlu nadribuhâ lin nâsi leallehum yetefekkerûn(yetefekkerûne).
    Eğer Biz, bu Kur’ân’ı, dağa indirseydik, O’nu mutlaka, Allah’ın korkusundan huşû ile boynunu bükmüş, parça parça olmuş görürdün. Ve insanlar için bu misalleri veriyoruz. Umulur ki, böylece onlar tefekkür ederler.
    Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, âlimul gaybi veş şehâdeti, huver rahmânur rahîm(rahîmu).
    O Allah ki, O’ndan başka İlâh yoktur. Gaybı (görünmeyeni) ve görüneni de O bilir. O; Rahmân’dır, Rahîm’dir.
    Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, el melikul kuddûsus selâmul mu’minul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir(mutekebbiru), subhânallâhi ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
    O Allah ki; O’ndan başka İlâh yoktur, Melik’tir (hükümrandır), Kuddüs’tür (mukaddestir), Selâm’dır (selâmete erdirendir), Mü’mindir (emniyet verendir), Müheymin’dir (koruyup gözetendir), Azîz’dir (yücedir), Cabbar’dır (cebredendir), Mütekebbir’dir (pek büyük olandır). Allah, şirk koşulan şeylerden münezzehtir (uzaktır).
    Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ, yusebbihu lehu mâ fîs semâvâti vel ard(ardı) ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
    O Allah ki; Yaratan’dır, Bâri’dir (yokken var eden), Musavvir’dir (şekil verendir), güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanlar O’nu tespih eder. Ve O; Azîz’dir (yücedir), Hakîm’dir (hüküm ve hikmet sahibidir).


    Enes bin Malik (Radıyallahü Anh)’dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir kişiye, yatağına yatacağın vakit Haşr Suresini okumayı vasiyet etmiş ve: "Ölürsen, şehid olarak ölürsün" veya "cennet ehlinden olursun" buyurmuştur.(Münziri, Tergib ve Terhib, 1/416)


    Keşfü’l-Esrâr isimli eserde geçtiğine göre, Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kim Haşr Suresini okursa, cennet, cehennem, Arş, Kürsi, Hicab, gökler ve yerler, haşerat, kuşlar, rüzgar, ağaç, hayvan, dağ, güneş, ay ve melekler ne varsa hiç biri geri kalmadan hepsi onun için dua ve istiğfar ederler. O gün yada gece vefat edecek olursa, şehid olarak ölür." Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim Haşr Suresini okursa, Allah geçmiş ve gelecek bütün günahlarını bağışlar."(Kadı Beyzâvî, Beyzâvî Tefsir (Envârut-Tenzîl ve Esrârut-Te’vîl), 2/484)


    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) uyumadan önce Müsebbihat (İsra, Hadid, Haşr, Saff, Cuma, Teğabün, ve A’la) surelerini okurdu.(Ebu Davud, Edeb, 17; Tirmizi, Fedailül-Kur’an, 21)


    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim sabahladığında üç kere [E’ûzü billahissemî’ıl alîmi mineşşeytânirracîm.] der. Sonra Besmele ile beraber Haşr Suresinin 21-24. ayetlerini okursa ve o gece veya gündüz ölürse, muhakkak cenneti kendisine vacip kılmış olur."(Suyutî, Câmi’ussağir, 6/201,no.8943; Beyhaki, Şü’abül-İmân, 2/492)


    Bir hadisi şerifte şöyle zikredilmiştir: "Her kim Haşr Suresinin sonunu okur da, o gün veya gece ölürse, yapmış olduğu bütün günahları silinir."(Suyuti, Dürru’l-Mensûr, 8/122)


    Bir Başka hadisi şerifte de şöylke zikredilmiştir: "Her kim sabah olduğunda Haşr suresinin sonundan 3 ayet okursa, Allah(‘u Teala) o kişiye akşama kadar dua ve istiğfar etmek üzere 70.000 melek görevlendirir. O gün ölürse, şehit olarak ölür. Akşamladığında bunları okuyana da aynı derece vardır."(Tirmizi, Fedâilül-Kur’ân, 22; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 5/26)


    Bir diğer hadisi şerifte şöyledir: "Kim sabaha ulaştığında Haşr Suresinin sonundan üç ayet okur, sonra da o gün ölürse, o şehidler mührü ile mühürlenir! (Her kim) o(nu) akşama ulaştığında okur da o gece ölürse, (yine) şehidler mühürü ile mühürlenir."(Dârimi, Fedâilül-Kurân, 22,no.3426)





  • “Kim sabah kalkarken üç defa
    ‘Eûzü billâhi’s-Semî’ıl-Alîmi mine’ş-Şeytânirracîm =
    Allah’ın rahmetinden kovulmuş olan şeytandan, işiten ve bilen Allah’a sığınırım’ der ve Haşir Sûresi'nin sonundan üç âyet okursa, Allah o kimseye akşama kadar duâ ve istiğfar etmek üzere yetmiş bin melek vazifelendirir. O günde ölürse şehid olarak ölür. Kim geceye girerken okursa o da aynı dereceye ulaşır.” (Tirmizî, Fedâilü`l-Kur`ân 22, Mevakıt 65; Müsned, 5/26)
    Diğer taraftan, "Ism-i A`zam, Haşr Sûresinin son altı ayetindedir." rivayeti de vardır. (Suyuti, ed-Dürrü l-Mensûr, 8/121; Alûsî, ilgili ayetlerin tefsiri)

  • 9 - ) ★ ⇒   Yatsı Namaz Bittikten Sonra Okunacak Ayeti Kerime AmenerResulu

    آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ ﴿٢٨٥﴾ لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ ﴿٢٨٦﴾ ~ اَ

    Âmener resûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr(masîru)..
    Resûl, Rabbinden kendisine indirilene îmân etti ve mü’minler de, hepsi Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarına ve resûllerine îmân etti. “Biz, O’nun resûlleri arasından (hiç) birini, diğerinden ayırmayız.” Ve “ışittik ve itaat ettik! Ve Rabbimiz, Senin mağfiretini (dileriz). Ve masîr (varış) Sana’dır (Sana doğru yola çıkarız ve Sana ulaşırız).” dediler.
    Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn(kâfirîne)..
    Allah kimseyi gücünün yettiğinden başkasıyla mükellef kılmaz (sorumlu tutmaz). Kazandığı (dereceler) onundur ve iktisap ettiği (kazandığı negatif dereceler) de onundur (sorumluluğu onun üzerindedir). Rabbimiz! Şâyet unuttuysak veya hata yaptıysak bizi aheze etme (sorgulama). Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bizim üzerimize ağır yük yükleme. Rabbimiz, takat (güç) yetiremeyeceğimiz şeyi bize yükleme. Ve bizi af ve mağfiret et ve bize rahmet et (Rahîm esması ile bize tecelli et, rahmet nurunu gönder). sen bizim Mevlâmız’sın. Artık kâfirler kavmine karşı bize yardım et.



    Amenerrasulü’nin Fazileti Hakkında Hadisi Şerifler
    Ebu Zer (R.anh)’den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah’ü Teala Bakara suresini iki âyetle sona erdirdi ki, bunları bana Arş’ın altındaki bir hazineden verdi. Bunları öğreniniz, kadınlarınıza, oğullarınıza öğrettini, talim ediniz. Çünkü bu iki ayet: hem bir salât (namazda okunan Kuran) hem bir Kuran (ayetleri), hem de bir duadırlar." (Dârimi, Fedailül-Kuran, 14; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 4/147, 151, 5/180; Hakim, elMüstedrek, 1/562; Suyuti Cami’ussağir, 2/209,no.1731)

    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu ki: "Dört şey Arş’ı Azâm altındaki hazinelerden indirildi: Fâtiha, Ayete’l-Kürsi, Âmenerrasûlü, Kevser Suresi." (Suyuti, Cami’ussağir, 927; ali el-Müttaki, Kenzül-Ummal, 2504)

    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu ki: "Bana Arşın altındaki hazineden Ben’den önce hiçbir peygambere verilmeyen Bakara Suresinin son âyetleri (Âmenerrasûlü) verildi."(Ahmed bin Hanbel, Müsned, 5/151; suyuti, Cami’ussağir, 1/586, no.1172)

    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Her kim bir gece içerisinde Bakara suresinin iki âyeti (Amenerrrasûlü) okursa, artık o iki âyet ona (ibadet etmek ve belalardan korunmak bakımdan) kâfi gelirler." ( Buhari, Fedailül-Kuran, 10, 27, 34; Megazi, 12;Müslim, Müsafirin 255,256;Ebu Davud, Ramazan, 9; Tirmizi, Sevabü’l-Kuran,4)

    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu ki: "Kuran’da iki ayet vardır ki, müminler için şifadır ve Allah’ın sevdiği şeylerdendir. O iki ayet Bakara suresinin son iki ayeti (olan Amenerrasülü)‘dür."(Suyuti, Cami’ussağir, 1/64, no.27; deylemi, Müsnedül-Firdevs)

    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah’u Teala, gökleri ve yeri yaratmadan 2000 yıl önce bir kitap yazdı ve o kitaptan iki ayet indirerek Bakara suresini bu iki ayetle bitirdi. Bu iki ayet, bir evde 3 gece okunursa, şeytan o eve yaklaşamaz."(Tirmizi, Fedailül-Kuran, 4; Darimi, Fedailül-Kuran, 14, no.3390;Hakim, Müstedrek, 1/562, 2/260; Beyhaki, Şu’abül-İman, 2/460)

    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu ki: "Her kim Ayetle’l-Kürsi’yi ve Bakara suresinin sonunu sıkıntılı (kederli) anında okursa, Allah’u Teala ona yardım eder."( Suyuti, Dürru’l-Mensür, 2/11) Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu ki: "Her kim Bakara suresinin başından dört ayet, Ayete’l-Kürsi ve ondan sonraki iki ayet, surenin sonundan da 3 ayet olmak üzere, bir gece içinde bakara suresinden 10 ayet okursa, o gece o eve şeytan giremez."(Heysemi, Mecme’uzzevaid, 10/121;Darimi, Fezail’l-Kuran, 14, no.3385)

    Başka bir rivayette ise şöyledir: "Her kim bu ayetleri okursa; ona ve aile efradına o gün şeytan yaklaşmaz; çoluk çocuğunda ve malında istemediği şeyle karşılaşmaz ve bu ayeti kerimeler aklı başından gitmiş bir kişiye okurnursa, Allah’u Teala izni ile mutlaka akıllanır." ( Beyhaki, Şu’abül-İman, 2/464; Darimi, Fewzailü’l-Kuran, 14, no.3386)

    Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu ki: "Kim uyuyacağı sırada Bakara Suresinden on ayet okursa, Kuran-ı (Kerim’den ezberlediklerini) unutmaz. (Bu ayetler şunlardır:) Bakara suresinin başında dört ayet, Ayete’l-Kürsi ve ondan sonraki iki ayet, surenin sorundanda üç ayet." (Darimi, Fezailü’l-Kuran, 14, no.3389)




    Amenerrasulü’nün Fazileti Hakkında Ashabı Kiram Rivayetleri
    Hz. Ömer (Radıyallahü Anhümâ) ve Hz. Ali (Radıyallahü Anhümâ) şöyle buyurdular: "Surei Bakara’nın son iki ayetini okumadan yatan bir adamı, akıl sahibi olarak görmedim."

    Abdullah ibni Mesud (Radıyallahü Anh) dedi ki: "Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’e Miraç’ta üç hususi şey verilmişti. Birincisi beş vakit namaz, ikincisi; Amenerrasulü, üçüncüsü; ümmetinden Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölenlerin günahlarına şefaat etme."

    Ukbe bin Amir (Radıyallahü Anh) şöyle demiştir: "Bakara suresinin sonundaki iki ayeti:"Amenerrasulü’yü" başından sonuna kadar sık sık okuyunuz. Çünkü Allah, onlarla Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’i mümtaz kılmıştır."

    İmam Nevevi (Rahimehullah) dedi ki: "Bu ayeti kerimeleri okumak, geceyi ihya etmeye kafidir. Bazıları da kötülüklerden korunmasıan kafi gelir, demişlerdir."

    Amenerrasulü öğreniniz, kadınlarınıza, çocuklarınıza belletiniz, öğretiniz. Çünkü bunlar salattır (namazdır), hem duadır, hem Kur’an’dır.”

       Kaynak:
    [1]:İmam Tirmizi Sunen-i Abdullah Parlıyan..:Namaz..:Bölüm: 224 Ø NAMAZIN BİTİMİNDE HANGİ DUA OKUNUR?
    [2]:İmam Tirmizi Sunen-i Abdullah Parlıyan..:Dua Bölümleri ..:bölüm:25 Ø farz namazların sonunda yapılacak duâ ve tesbihat nedir?
    [3]:el lulu vel mercan buhari ve müslim ittifak ettikleri hadisler Muhammed Fuad Abdulbaki..:MESCİTLER VE NAMAZ KILMA YERLERİ
    [4]: DUANIN FAZİLETİ VE VAKTİ :hadis_ansiklopedisi

    Önceki Sayfa
    Fihrist
    Sonraki Sayfa
  • Kullarım sana, Beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar (Bakara Suresi - 186)