ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
Konularına Göre Dua Meali veya Dua Fihristi
Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir. (Mü'min Suresi - 60)
Kur'an'da Peygamberlerin Duaları
950 Yıl Peygamberlik Yapan Nuh (a.s.)’ın Kur’an-ı Kerimde geçen mübarek Duaları





★ ⇒   950 Yıl Peygamberlik Yapan Nuh (a.s.)’ın Kur’an-ı Kerimde geçen mübarek Duaları
Nuh (a.s.), kendisine iman etmeyen oğlu suda boğulunca (Hûd Suresi - 43); “Rabbim! Şüphesiz ki oğlum da ailemdendir. Senin vaadin elbette haktır, Sen hâkimler hâkimisin” diye Rabbine seslenmiş, bunun üzerine yüce Allah, “Ey Nuh! O, asla senin ailenden değildir, onun yaptığı iyi olmayan bir iştir. O hâlde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim” (Hûd Suresi - 45-46) buyurmuştur. Bu uyarı sonunda Nuh (a.s.), Allah’a şöyle dua etmiştir:
رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِه۪ عِلْمٌ وَإِلاَّ تَغْفِرْ ل۪ي وَتَرْحَمْنِي أَكُنْ مِنَ الْخَاسِرِينَ

 
Rabbi innî e’ûzü bike en es’eleke mâ leyse lî bihî ’ılm. ve illâ teğfirlî ve terhamnî eküm-minelhâsirîn
Ey Rabbim! Bilmediğim şeyi istemekten Sana sığınırım. Eğer Sen, beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen ben hüsrana düşenlerden olurum!” (Hûd Suresi - 47)

Nuh (a.s.)’ın bu duasından, Allah’tan bir istekte bulu nurken dikkat edilmesi gerektiğini, dînen uygun olmayan, Allah’ın razı olmayacağı şeyleri istemenin doğru olmadığını, bunun cahillik olduğunu, böyle bir istek için de af dilenmesi gerektiğini öğreniyoruz.
انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ رَبِّ

Rabbinsurnî bimâ kezzebûn
“Ey Rabbim! (Kavmimin) beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” (Mü’minûn Suresi -26)
وَقَالَ نُوحٌ رَّبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْأَرْضِ مِنَ الْكَافِرِينَ دَيَّارًا إِنَّكَ إِن تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوا إِلَّا فَاجِرًا كَفَّارًا
رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا تَبَارًا

Nuh: “Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma.” dedi. “Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükte sınırı aşan (facir’den) kafirden başkasını doğurmazlar. Rabbim, beni, annemi, babamı, mü’min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını arttırma.” (Nuh Suresi, 26-27)
Rabbiğfirlî veli-vâlideyye ve limen dehale beytiye mü’minen ve lil-mü’minîne vel-mü’minâti ve lâ tezidiz-zâlimîne illâ tebârâ
Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mü’min olarak evime girene ve bütün mü’min erkek ve mü’min kadınlara mağfiret eyle. Zalimlerin de sadece helâkini artır.” (Nûh Suresi - 28)

Nuh (a.s.), İslâm düşmanlarına karşı Allah’ın yardım etmesini; kendisinin, anne-babasının ve bütün mü’minlerin bağışlanmasını istemekte, zalimlere de beddua etmektedir. Dolayısıyla biz, bu dua örneklerinden; kendimiz için dua ettiğimiz gibi yakınlarımız ve mü’minler için de dua etmemizi, insanlara zulmedenlere beddua edebileceğimizi öğreniyoruz.
Kuran'da, yıllar boyunca, örnek bir kararlılıkla kavmini tevhid dinine çağıran Hz. Nuh'un sabrından övgü ile bahsedilir. Hz. Nuh kendisine ve yanındaki müminlere düşmanlık gösteren kavmine karşı kararlılıkla mücadele etmiştir. Hz. Nuh'un içinde bulunduğu her türlü durumda Allah'a yönelmesi, O'nun yardımını umarak samimiyetle dua etmesi ise müminler için büyük bir örnektir. Hz. Nuh içinde bulunduğu durumu Allah'a söylemişve şöyle dua etmiştir:
فَدَعَا رَبَّهُ أَنِّي مَغْلُوبٌ فَانتَصِرْ

Sonunda Rabbine dua etti: “Gerçekten ben, yenik düşmüş durumdayım. Artık Sen (bu kafir toplumdan) intikam al. (Kamer Suresi - 10)
وَنَادَى نُوحٌ رَّبَّهُ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ابُنِي مِنْ أَهْلِي وَإِنَّ وَعْدَكَ الْحَقُّ وَأَنتَ أَحْكَمُ الْحَاكِمِينَ

Nuh Rabbine seslendi: Dedi ki: “Rabbim, şüphesiz benim oğlum ailemdendir ve Senin va’din de doğrusu haktır. Sen hakimler hakimisin.” (Hud Suresi - 45)


وَقَالَ ارْكَبُواْ فِيهَا بِسْمِ اللّهِ مَجْرَاهَا وَمُرْسَاهَا إِنَّ رَبِّي لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

  • ve kâlerkebû fîhâ bismillâhi mecrâhâ ve mursâhâ, inne rabbî le gafûrun rahîm(rahîmun).
    ve ona binin.
    Onun (Gemini) yüzmesi ve demir atması (durması) Allah’ın adıyladır. Muhakkak ki benim Rabbim mutlaka Gafûr’dur, Rahîm’dir. (Hud Suresi - 41)

  • رَبِّ اَنْزِلْن۪ي مُنْزَلاً مُبَارَكاً وَاَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِل۪ينَ
  • Ve (tufandan sonra) de ki "Rabbim beni mübarek (kutlu ve bereketli) bir yere indir, Sen konuklayanların en hayırlısısın." (Müminun Suresi - 29)


  • Hz. Nûh, Kur'an'da "şekur" yani "Allah'a çok şükreden bir kul" olarak tanıtılan ve insanoğlunun yeniden çoğalmasına neden olduğu için, Adem-i Sani / ikinci Adem adıyla anılan bir pey­gamberdir.

    Peygamberlik görevine başladığı günden beri yılmadan, usanmadan kavmini hakka davet etmiş, bu davete karşı ise kavmi onu yalanlamış, onunla alay etmiş ve zaman zaman da kendisine şiddetle karşılık vermiştir.

    Uzun bir mücadeleden sonra
    Hz. Nûh, kendisini tebliğden men eden kavminin artık ilahi aza­bın gelmesini de açıkça istemeye başlaması üzerine, onların ısla­hından tamamen ümidini keserek Cenab-ı Hakk'a şu şekilde dua etmiştir:

    "Ey Rabbiml Artık bu zalim kavme karşı mağlup düştüm! Da­ha evvel vadetmiş olduğun yardımı yap". Kamer Suresi - 10

    "Rabbiml Onlar bana isyan ettiler de, malı ve çocuğu kendisi­ne hüsrandan başka at tış getirmeyen kişiye uydular." Nûh Suresi - 21

    "Çok büyük hileler sergilediler, çok büyük tuzaklar kurdular." Nûh Suresi - 22

    "Rabbim! Yeryüzünde kafirlerden yurt tutacak, gezip dolaşa­cak hiç kimse bırakma." Nûh Suresi - 26

    "Çünkü eğer sen onları bırakırsan, kullarını saptırır ve kötü­lük üreten nankörden başkasını doğurmazlar." Nûh Suresi - 27

    "Rabbim! Beni, anne-babamı, evime inanmış olarak gireni, tüm inanmış erkekleri ve inanmış kadınları affet. Zalimlerin de sade­ce helak ve perişanlığını artır." Nûh Suresi - 28

    Cenab-ı Hakk Hz. Nuh'un bu duasına cevap olarak ve bundan sonra ne yapacağım bildirmek üzere kendisine şöyle vahyeder: "Ey Nûh! Toplumundan, daha önce inanmış olanlar dışında hiç kimse iman etmeyecektir. Artık onların yaptıktan yüzünden tasa­lanıp durma" Hud Suresi - 36

    "Vahyimize bağlı olarak gözlerimizin önünde gemiyi yap. Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma. Onlar mut­laka boğulacaklardır." Hud Suresi - 37

    Hz. Nuh'un yaptığı bir başka dua da şudur: "Rabbim! Hakkında bilgim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni affetmez, bana acımazsan hüsrana uğra­yanlardan olurum". Hud Suresi - 47

    Bu duanın yaptltş nedeni, Hz. Nuh'un tufan sırasında in­sanları gemiye yüklerken, öz oğlu olan Kenan'ı da içeri almak is­temesinden kaynaklanmaktadır. Fakat bunu başaramadan, oğlu­nun azgın dalgalar arasında boğulması üzerine, hikmetim anla­yamadığı bu olayı Cenab-ı Hakk'a sormuş ve gerekçeli olarak al­dığı cevap onu bu duayı yapmaya mecbur bırakmıştır. Şimdi bu olayı yine Kur'an'ın diliyle anlatmaya çalışalım: "Nûh dedi: Binin içine. Onun akıp gitmesi de demir atması da Allah'ın adıyladır. Benim Rabbim elbette ki Gafur'dur, Rahim'dİr." Hud Suresi - 41

    "Gemi onları, dağlar gibi dalgalar üstünde yürütüp götürüyordu. Nûh onlardan ayrı bir yerde duran oğluna seslendi: Oğulcu­kum, bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma."Hud Suresi - 42
    "Oğlu cevap verdi:. Bir dağa sığınacağım, beni sudan korur. Nûh dedi: Allah'ın merhamet ettiği dışında, bugün hiç kimse için Al­lah'ın kararından kurtaracak yoktur. Ve ikisi arasına dalga girdi de oğlu boğulanlar arasına katıldı." Hud Suresi - 43 "Bu arada Nûh, Rabbine yakardı da dedi ki: Rabbim, oğlum benim ailemdendil Senin vaadin elbette haktır. Sen hakimlerin hük­mü en güzel verenisin" Hud Suresi - 45

    "Allah buyurdu: Ey Nûh! O, senin ailenden değildi. Yaptığı iyi olmayan bir işti. Hakkında bilgen olmayan şeyi benden isteme. Cahil­lerden olmaman hususunda seni uyarınm". Hud Suresi - 46

    Ve işte bu uyarı üzerine Hz. Nûh yukarıda verdiğimiz du­ayı yapar. Tabi bu uyan sadece Hz. Nuh'a değil, O'nun şahsında "hakkında bilgi sahibi olmadığımız şeyler konusunda fikir yü­rütmekten kaçınmamız, bilirmiş gibi davranmamamız noktasın­da" bize de yapılmaktadır. Çıkaracağımız bir diğer ders de; "sa­dece nesebi yakınlığın, Allah katında hiçbir değer ve kıymetinin olmadığı, nesebi yakınlığın şefaat vesilesi olabilmesi için, imanın da bulunması gerçeğidir". Çünkü insanları kardeş yapan, kan bağlan değil inanç bağlandır. Bu nedenledir ki Hz. Peygamber: "Yalnızca müminier kardeştir" buyurmuştur. [1]


  • [1]: Necmettin Şahinler, Kur’an’da Peygamber Duaları, Beyan Yayınları, İstanbul 2002: 11-13.

    Önceki Sayfa
    Fihrist
    Sonraki Sayfa
  • Kullarım sana, Beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar (Bakara Suresi - 186)