Konularına Göre Dua Meali veya Konularına Göre Dua Fihristi   ✪   Arapça ve Türkçe
ErayKitap Web Sitesine Hoş Geldiniz !           En İyi Bilgi Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Bilgidir
click to collapse contents
 

  •   ✪   Dua Hakkında Ayet ve Hadisler Dua ibadetin Özüdür Dua Usul ve Adabı Nasıl dua edilir usul ve adabı nedir nelere dikkat edilmelidir
  • اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعاً وَخُفْيَةًۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَۚ

  • Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez. (Araf Suresi - 55)


  • وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌۜ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِۙ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

  • “Kullarım sana beni sorduğu zaman onlara ilet ki şüphesiz ben çok yakınım.Bana dua edince ,dua edenin duasına icabet ederim. O halde onlarda benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinlerki dosdoğru yolu bulmuş olsunlar.”(Bakara Suresi - 186)


    "Bilâkis yalnız Allah'a yalvarırsınız. O da (kaldırılması için) kendisine yalvardığınız belâyı dilerse kaldırır ..." (Enam Suresi - 41)


    Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir. (Mü'min Suresi - 60)

  • Duâ, Ruhun gıdası, kalbin nuru, ibâdetlerin özüdür. Duâ, ızdırapların, maddî ve manevî dertlerin şifa kaynağıdır. Duâ, ümit ve huzur menbaıdır. Yaşama aşkını dirilten bir rahmettir. Duâ, hayrı çeker, belâ ve zararı defeder. Duanın edepleri nelerdir? Dua ederken nelere dikkat etmeliyiz? Hangi dualar daha makbuldür?

    Duâ, insanı belâdan korur, inmiş ve inecek musîbetlere karşı bir kalkandır. Belâların etkisini azaltır, Allah'ın kaderini hafifletir.

    Sevgili Peygamberimiz (asm): "Duâ, rahmet kapılarının anahtarı, mü'minin silâhı, dinin direğidir. Duâ, ibadettir, ibâdetin özüdür. (Sünen-i Tirmizi) buyurmaktadır.

    Ayet ve hadislere göre dua etmenin usul ve adabı şu şekildedir;

    Duâ, mutlaka kabul olunacak bir ibâdettir. Ancak duayı Peygamberimizin yaptığı ve bildirdiği şu şartlara uygun olarak yapmak lâzımdır:

    1- Vücud, helal kazançla alınmış, helal gıdalarla beslenmelidir. (İbn Kesir, Bakara, 168 tefsiri)
    2- Abdestli olmalı, Kıbleye yönelinmeli ve eller semâya açılmalıdır. (Tirmizî, İbn Mâce, Ebû Dâvud)
    3- Duaya eûzü-besmele, Allah'a hamd ve Peygamberimize salât ve selâm İle başlanmalıdır. (Sünen-i Tirmizî)
    4- Zulümler terkedilmeli ve tövbe edilmelidir.
    5- Günahı gerektirecek isteklerde bulunulmamalı ve acele edilmemelidir. Zîra, Hz. Muhammed (asm) şöyle müjdelemektedir:
    "Yeryüzünde Allah'a duâ eden her bir mü'minin Allah (cc) (ya duasını kabul ederek) ona istediğini verir. Ya da isteğine eş değerde olacak bir kötülüğü ondan giderir. Veyahut âhirette karşılığını bulur..." (R- Safihîn) Duâ eden, duasının yararını ya hayatında, ya da âhirette muhakkak görür.
    6- Duâ ihlasla ve ısrarla yapılmalıdır. Zira; Resûlullah (asm) üçer defa duasını tekrar ederdi. (Ebû Dâvud, İbn Sünnî)
    7- Diğer müslümanların aleyhine ve zararına isteklerde bulunulmamalıdır. Ailesine, çoluk-çocuğuna ve malına beddua etmemelidir. (A'raf, 55-56. R. Salihin)
    8- İslama aykırı isteklerde bulunulmamalıdır.
    9- Duâ esnasında bağırıp-çağırmamalı ve zoraki edebî sanat gösterilerinde bulunulmamalıdır. Baş göğe dikilmemeli, Allah'a yalvarman, O'ndan korkarak ve umarak duâ edilmelidir. Ölüden, tekkeden, türbeden velîden değil bizzat Allah'tan istenmelidir. (Enbiya, 90. A'raf, 55)
    10- Beş vakit farz namazın ardından yapılacak duâ ile gece yarısından sonra (seher vakti) yapılacak duâ müstehap olacak duaların başındadır. (Süneni Tirmizi, Müslim)
    11- Ezanla farz namaz için getirilen ikâmetler arasında yapılan dualar, makbul dualardır. (Buhari)
    12- Namazda secdede iken yapılan dualar, makbul dualardır. (C. Sağîr)
    13- Cuma günü yapılan dualar, makbul dualardır. (İbni Mâce)
    14- Ramazan geceleri, Ramazan ve Kurban bayramları geceleri, Mîraç, Berât ve Kadîr geceleri de duaların daha çok makbul olduğu vakitlerdir.
    15- Mazlumun bedduası, misafirin duası ve ana-babanın çocuğuna duası makbul dualardır. (Tirmizî)
    16- Hastanın, oruçlunun iftar vaktindeki duası, ihramlının duası ve bir müslümanın diğer müslüman, kardeşine gıyabında yaptığı dualar makul dualardır.
    17- Kim, musibet, ve şiddet zamanında duasının kabul edilmesini severse, genişlik zamanında çok duâ etmelidir. (Tirmizi, Hâkim el-Müstedrek)
    18- Peygamberlerden ve ashaptan nakledilen dualarla duâ edilmelidir.
    19- Yukardaki şartlardan sonra yapacağı duanın mutlaka kabul olunacağı inancıyla canı gönülden, ihlasla duâ edilmelidir. Dalgın ve ne istediğini bilmeyen bir kalble duâ edilmemelidir." (Tirmizî)
    20- Duaya başlarken olduğu gibi, bitirirken de Allah'a hamd ve resulüne salât ve selâm ile bitirilmelidir.
    21- Duâ sonunda âmin diyerek eller yüze sürülmelidir.

    Yukarıdaki izah ettiğimiz şekilde duâ edildiğinde Cenabı Hak, isteyenin, duâ edenin ve kendisine yalvaranın duasını kabul edeceğini Kur'an-ı Kerim'in Bakara Suresinin 186. ayetinde açıkça beyan etmektedir.

    Kul, kendisine en yakın olarak Allah'ı bulmalı ve hiç unutmamalıdır...

    Duanın kabulü ve Allah'ın rızasını almak için, hayatımızı İslam'a göre düzenlemeli ve yaşamalıyız ki, Allah'tan istemeye yüzümüz olsun... (Dualar ve Zikirler, İmam Nevevi)

    Dua ederken dikkat etmemiz gerekenler

    1-Şerefli Vakitleri Gözetmek;
    Senenin Arefe gününü, aylardan Ramazan ayını, haftanın Cuma gününü ve saatlerin de seher vaktini gözetmek. Nitekim Allah Teala 'Sabahın erken vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.' buyurmaktadır. (Zariyat, 18)

    2-Şerefli Halleri Fırsat Bilmek;
    Ebu Hureyre (ra) şöyle der:
    "Gök kapıları Allah yolunda, Allah'ın düşmanlarıyla çarpışanların safları düşman saflarına yaklaştığı zaman açılır ve yine o kapılar, yağmur yağdığı zaman, farz namazlar için kamet edildiği zaman açılırlar. Bu bakımdan bu vakitlerde dua etmeyi bir ganimet bilin."
    Kulun, rabbine en yakın olduğu hal secde ettiği haldir. Bu nedenle secdenizde çok dua ediniz!" (Müslim)
    "Oruçlu bir kimse'nin duası geri çevrilmez." (Tirmizi)

    3- Kıbleye Yönelerek Dua Etmek;
    Selman-ı Farisi Resulullah'ın (cc) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
    Muhakkak Rabbimiz hicap edici ve Kerim'dir. Kulları ellerini dergah-ı izzetine kaldırdıkları zaman o elleri boş çevirmekten hayâ eder. (Tirmizi)

    4-Sessizce Ve İhlasla Dua Etmek;
    "Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin. Muhakkak ki Allah, bağırıp çağırarak haddi aşanları sevmez." (Araf, 55)
    Kur'an-ı Kerim'de mealen buyruluyor ki:
    "İhlaslı olarak dua edin!" (Mümin, 65)

    5- Duayı Kafiyeli Okumamaya Çalışmak;
    Hz. Peygamber (asm) duayı kafiyeli söylemek suretiyle ifrata kaçmayı şu hadisiyle yasaklamıştır:
    Duada seci' (kafiyeli okumaktan) yapmaktan kaçının. "Ey Allahım! Ben senden cenneti isterim ve cennete yaklaştırıcı söz ve amelleri isterim. Cehennemden sana sığınırım. Ona yaklaştırıcı söz ve amellerden de sana sığınırım." demeniz kafidir.

    6-Yalvarış, Korku, İstek ve Sığınma;
    "Onlar, hayırlara koşarlar. Umarak ve korkarak bize dua ederler." (Enbiya, 90)
    Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
    "Allah Teala bir kulunu sevdiği zaman, onun yalvarış ve yakarışlarını duymak için onu belalara müptela kılar."(Deylemi)

    7- Duanın Kabul Olunacağına Kesinlikle İnanmak;
    "Kabul edileceğine yüzde yüz inanarak Allah Teala'ya dua ediniz ve biliniz ki, muhakkak Allah Teala, gafil bir kalpten gelen duayı kabul etmez." (Tirmizi)
    "Dua edenin ya günahı affolur veya hemen hayırlı karşılığını görür yahut ahirette mükâfatını bulur." (Deylemi)

    8- Duada Israrla Yapmak;
    "İbn Mesut (ra) Hz. Peygamber'in, dua ettiği zaman duasını üç defa tekrarladığını, Allah'tan istediği zaman istediğini üç defa tekrarladığını söylemektedir." (Müslim)
    "Herhangi biriniz acele etmedikçe duası Allah tarafından kabul olunur. Acele etmek şu demektir: 'Ben dua ettim, duam kabul edilmedi.' Bu nedenle ey Allah'ın kulu! Dua ettiğin zaman Allah'tan çokça iste. Çünkü sen Kerim ve cömert bir zattan istiyorsun." (Müslim ve Buhari)

    9- Allah'ın Zikriyle Duaya Başlamak;
    Hz Peygamber'den şöyle rivayet edilmektedir:
    Siz Allah Teala'dan bir ihtiyacınızı istediğiniz zaman, önce salavat getirmekle başlayınız. Çünkü Allah Teala'nın şanına yakışmaz ki, kendisinden iki türlü ihtiyaç istendiğinde birisini (salavat-ı şerifeyi) kabul edip diğerini reddetsin!

    10- Duanın Kabulü Edep İledir;
    Duanın kabul olunmasının temeli edeptir ki o da, tevbe etmek, bütün varlığıyla Allah Teala'nın ibadetine yönelmektir.
    Malik Bin Dinar (ra) şöyle demiştir:
    İsrailoğullarında büyük bir kıtlık meydana geldi. Birkaç defa yağmur duasına çıkmalarına rağmen, yağmurun yüzünü göremediler. Bunun üzerine Allah Teala, peygamberlerine şöyle vahiy gönderdi: 'Onlara söyle ki, sizler necis bedenlerinizle benim huzuruma geliyorsunuz. Kana boyanmış ellerinizi benim dergâhıma uzatıyorsunuz. Mideleriniz haramla dolu olduğu halde geliyorsunuz. Şimdi ise benim gazabım sizin üzerinize daha da artar. Bu durumda bana gelmeniz sizi gittikçe benden uzaklaştırır; (bu söylediklerimden tevbe eder gelirseniz, o zaman size rahmet ederim. Aksi takdirde rahmetin yüzünü göremezsiniz. (İhya-i Ulum'id-Din)



    3827) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Saüdlahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim Allah Subhanehu ve Teala'ya duâ etmez (O'ndan dilekte bulunmaz) ise Allah o kimseye gazab eder. (İbni Mace Dua 1- Duâ Etmenin Fazîleti Babı Çeviren: Haydar HATÎPOĞLU KAHRAMAN YAYINLARI 34- DUA KİTABI ** Ahmed ibni Habel 3/477



  • Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla Dua Hakkında Ayet Meali...
    Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyudular ki: "Acele etmediği müddetçe herbirinizin duasına icâbet olunur.
    Ancak şöyle diyerek acele eden var: "Ben Rabbime dua ettim duamı kabul etmedi."
    Buhârî, Daavât 22; Mislim, Zikr 92, (2735); Muvatta, Kur'an 29 (1, 213); Tirmizî, Daavât 145, (3602, 3603); Ebû Dâvud, Salât 358, (1484)



  • Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar. (BAKARA SURESİ - 186)

    De ki:
    "Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır." (FURKAN SURESİ / 77)

    Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir. (MÜ'MİN SURESİ - 60)

    Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez. (A'RAF SURESİ - 55)

    Hak olan çağrı (dua, ibadet) yalnızca O'na (olan)dır. Onların Allah'tan başka çağırdıkları ise, onlara hiç bir şeyle cevab veremezler. (Onların durumu) yalnızca, ağzına gelsin diye, iki avucunu suya uzatan(ın boşuna beklemesi) gibidir. Oysa ona gelmez. İnkâr edenlerin duası, sapıklık içinde olmaktan başkası değildir.
    (RA'D SURESİ - 14)

    İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir. (İSRA SURESİ - 11)

    Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme. (KEHF SURESİ - 28)

    De ki: "Ben gerçekten, yalnızca Rabbime dua ediyorum ve O'na hiç kimseyi (ve hiç bir şeyi) ortak koşmuyorum." (CİN SURESİ - 20 )

    "Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez." (A'RAF SURESİ - 55)


    İsimlerin en güzeli Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığa (ve inkâra) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır. (A'RAF SURESİ - 180)



    Duâ eden duasında ısrar etmeli, devam etmelidir.
    Her halde er veya geç kabul olur.
    Bir de dünyâda kabul olmasa bile kul bunu yine kendi lehine bilip Allah'dan ümîdini kesmemelidir.
    Duâ büyük bir ibâdet olduğu için âhirette de bir ecir ve sevabı olur.

    • Duanın âdabı pek çokdur. Bu cümleden olarak:
    • Evvelâ abdestli bulunmak,
    • Bir namazdan sonra yapılmak,
    • Tevbe ve istiğfarını ve samimi olarak arzeylemek,
    • Kıbleye yönelmek,
    • Duadan evvel Allah'a çokça hamdü sena etmek,
    • Rasûli Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimize çokça salât ve selâm eylemek,
    • Duânın nihayetini âmin ile bitirmek,
    • Duada yalnız kendisini düşünmeyip bütün sâlihlere ve bütün mü'minlere dua etmek
    • Bir hacetini(ihtiyacını) isterken ellerini semâya kaldırıp avuçlarını açarak duâ etmek,
    • Kıtlık; umumî sıkıntı ve felâketlerin defi için ise ellerinin dışını semâya çevirerek duâ etmek ve Allah'a sığınmak,
    • Celb-i menfaat(menfeati) için yapılan duaların nihâyetinde ellerinin avuçlarını yüzüne mesh(sürmek) eylemek,
    • def'-i mazarrat (zararı defetmek)için yapılan dualarda mesh edilmez.
    • Duanın asıl anahtarı ise helâl lokma yemektir.
    • • • • • • • • • • • • • • • Necmettin Uzun


    MÜTEFERRİK HADİSLER

    Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyudular ki:
    "Acele etmediği müddetçe herbirinizin duasına icâbet olunur.
    Ancak şöyle diyerek acele eden var: "Ben Rabbime dua ettim duamı kabul etmedi."
    Buhârî, Daavât 22; Mislim, Zikr 92, (2735); Muvatta, Kur'an 29 (1, 213);
    Tirmizî, Daavât 145, (3602, 3603); Ebû Dâvud, Salât 358, (1484).



    Müslim'in diğer bir rivâyeti şöyledir:
    "Kul, günah taleb etmedikçe veya sıla-i rahmin kopmasını istemedikçe duası icâbet görmeye (kabul edilmeye) devam eder."
    Tirmizî'nin bir diğer rivâyetinde şöyledir:
    "Allah'a dua eden herkese Allah icâbet eder. Bu icâbet, ya dünyada peşin olur, ya da ahirete saklanır, yahut da dua ettiği miktarca günahından hafifletilmek süretiyle olur, yeter ki günah taleb etmemiş veya sıla-ı rahmin kopmasını istememiş olsun, ya da acele etmemiş olsun."



    Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Nefslerinizin aleyhine dua etmeyin, çocuklarınızın aleyhine de dua etmeyin, hizmetçilerinizin aleyhine de dua etmeyin.
    Mallarınızın aleyhine de dua etmeyin.
    Ola ki, Allah'ın duaları kabul ettiyi saate rastgelir de,istediğiniz kabul ediliverir."
    Ebû Dâvud, Salât 362.(1532).



    Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Sizden herkes, ihtiyaçlarının tamamını Rabbinden istesin, hatta kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar istesin."
    Tirmizî, Daavât 149, (3607, 3608).



    Ebû Hüreyre hazretleri (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Allah Teâla kendisinden istemeyene gadap eder."
    Tirmizî, Daavât 3, (3370); İbnu Mâce, Dua 1, (3827).



    İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh) hazretleri anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Allahu Teâlanin fazlından isteyin. Zira Allah, kendisinden istenmesini sever. İbadetin en efdali de (dua edip) kurtuluşu beklemektir."
    Tirmizî, Daavât 126 (3566).



    Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Bir kadın:
    "Ey Allah'ın Resûlü, bana ve kocama dud ediver!" diye ricada bulunmuştu.
    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz:
    "Allah sana da, kocana da rahmet etsin!" diye dua buyurdu."
    Ebû Dâvud, Salât 363, (1533).



    Ebû'd-Derdâ (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Kardeşinin gıyabında dua eden hiçbir mü'min yoktur ki melek de: "Bir misli de sana olsun" demesin."
    Ebû Dâvud'un rivâyetinde şu ziyâde vardır: "Melekler: "Âmin, bir misli de sana olsun!" derler."
    Müslim, Zikr 86, 88, (2732, 2783); Ebû Dâvud, Salât 364, (1534).



    Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Her kim, kendine zulmedene beddua ederse, ondan intikamını (dünyada) almış olur."
    Tirmizî, Daavât 115, (3547).[1]




    DUA EDENİN HEY'ETİ (DIŞ GÖRÜNÜŞÜ)



    İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) hazretleri anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Duvaları örtmeyin. Kim kardeşinin mektubuna, onun izni olmadan bakarsa, tıpkı ateşe bakmış gibi olur.
    Allah'tan avuçlarımızın içiyle isteyin, sırtlarıyla istemeyin; duayı tamamlayınca avucunuzu yüzlerinize sürün."
    Ebû Dâvud, Salât 358, (1489,1490,1491).



    Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) dua ederken ellerini öyle kaldırdı ki, koltuk altlarının beyazlığını gördüm."
    Buhârî, İstiska 21.



    Ömer (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ellerini dua ederken kaldırınca, onları yüzlerine sürmedikçe geri bırakmazlardı."
    Tirmizî, Daavât 11, (3383).



    Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Adamın biri iki parmağı ile dua ediyordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
    "Birle! Birle!" diye müdâhale etti."
    Tirmizî, Daavât 117, (3552); Nesâî, Sehv 37, (3, 38).



    Sehl İbnu Sa'd (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı ne minberde ne de bir başka şey üzerinde dua yaparken ellerini uzattığını görmedim. Bilakis şöyle gördüm" dedi ve baş ve orta parmaklarını kapayıp şehâdet parmağını açmış vaziyette işaret etti."
    Ebû Dâvud, Salât 230, (1105).



    Selmân (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Rabbiniz hayiydir, kerimdir. Kulu dua ederek kendisine elini kaldırdığı zaman, O, ellerini boş çevirmekten istihya eder."
    Tirmizî, Daavât 118, (3551); Ebû Dâvud, Salât 358, (1488).



    Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlulla: (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Allah'a duayı, size icabet edeceğinden emin olarak yapın.
    Şunu bilin ki Allah celle şânuhu (bu inançla olmayan ve) gafletle (başka meşguliyetlerle) oyalanan kalbin duasını kabul etmez."
    Tirmizî, Daavât 66.(3474.) [2]


    Kaynak:
    [1]: DUANIN FAZİLETİ VE VAKTİ :KutubuSitte7300
    [2]:DUANIN FAZİLETİ VE VAKTİ :KutubuSitte7300


    DUANIN FAZİLETİ VE VAKTİ


    وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌۜ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِۙ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
  • “Kullarım sana beni sorduğu zaman onlara ilet ki şüphesiz ben çok yakınım.Bana dua edince ,dua edenin duasına icabet ederim. O halde onlarda benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinlerki dosdoğru yolu bulmuş olsunlar.”(Bakara Suresi - 186)



  • Nu'man İbnu Beşîr (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
    "Dua ibadetin kendisidir" buyurdular ve sonra şu âyeti okudular.
    (Meâlen): "Rabbiniz: ''Bana dua edin ki size icâbet edeyim.
    Bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir" buyurdu." ((İnsan Suresi) Gâfır 60).
    Tirmizî, Tefsir, Gâfir, (2973); Ebû Dâvud, Salât 358, (1479). Metin Tirmizî'ye aittir.



    İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir.
    Allah'a taleb edilen (dünyevî şeylerden) Allah'ın en çok sevdiği afiyettir.
    Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit (musibet) için faydalıdır. Kazayı sadece dua geri çevirir. Öyle ise sizlere dua etmek gerekir. "
    Tirmizî, Daavât 112, (3542).



    Ubâde İbn's-Sâmit (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Yeryüzünde, mâsiyet veya sıla-i rahmi koparıcı olmamak kaydıyla Allah'tan bir talepte bulunan bir Müslüman yoktur ki Allah ona dilediğini vermek veya ondan onun mislince bir günahı affetmek suretiyle icabet etmesin. "
    Tirmizî, Daavât 126, (3568).



    Ebû'd-Derdâ (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûl-i Ekrem (aleyhissalâtu vesselâm), (bir gün) sordu: "En hayırlı olan ve derecenizi en ziyade artıran, melîkinizin yanında en temiz, sizin için gümüş ve altın paralar bağışlamaktan daha sevaplı, düşmanla karşılaşıp boyunlarını vurmanız veya boyunlarınızı vurmalarından sizin için daha hayırlı olan amelinizin hangisi olduğunu haber vereyim mi ?"
    "Evet! Ey Allah'ın Resûlü!" dediler.
    "Allah'ın zikridir!" buyurdu.
    Tirmizî, Daavat 6, (3374); Muvatta, Kur'ân 24.



    Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Allahu Teâlâ şöyle seslenir:
    "Beni bir gün zikreden veya bir makamda benden korkan kimseyi ateşten çıkarın!" Tirmizî, Cehennem 9, (2597).



    Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Akşamdan (abdestli olarak) temizlik üzere zikrederek uyuyan ve geceleyin de uyanıp Allah'tan dünya ve âhiret için hàyır taleb eden hiç kimse yoktur ki Allah dilediğini vermesin."
    Ebû Dâvud, Edeb 105, (5042).



    Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Bir kimse evine veya yatağına gir'ince hemen bir melek ve bir şeytan alelacele gelirler.
    Melek: "Hayırla aç!" der.
    Şeytan da: "Şerle aç!" der.
    Adam, şayet (o sırada) Allah'ı zikrederse melek Şeytanı kovar ve onu korumaya başlar.
    Adam uykusundan uyanınca, melek ve şeytan aynı şeyi yine söylerler. Adam, şayet:
    "Nefsimi, ölümden sonra bana geri iade eden ve uykusunda öldürmeyen Allah hamdolsun. İzniyle yedi semayı arzın üzerine düşmekten alıkoyan Allah'a hamdolsun"dese bu kimse yatağından düşüp ölse şehit olur, kalkıp namaz kılsa faziletler içinde namaz kılmış olur." Rezîn ilâvesidir.



    Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Allah'ı zikreden bir cemaatle sabah namazı vaktinden güneş doğuncaya kadar birlikte oturmam, bana İsmâil'in oğullarından dört tanesini âzad etmemden daha sevgili gelir. Allah'ı zikreden bir cemaatle ikindi namazı vaktinden güneş batımına kadar oturmam dört kişi âzad etmemden daha sevgili gelir."
    Ebû Dâvud, İlm 13, (3667).



    Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Her gece, Rabbimiz gecenin son üçte biri girince, dünya semasına iner ve;
    "Kim bana dua ediyorsa ona icabet edeyim.
    Kim benden bir şey istemişse onu vereyim,
    kim bana istiğfarda bulunursa ona mağfirette bulunayım" der. "
    Rivayetin Müslim'deki bir vechi şöyle:
    "Allahu Teâla gecenin ilk üçte biri geçinceye kadar mühlet verir.
    Ondan sonra yakın semâya inerek şöyle der: "Melik benim, Melik benim. Kim bana dua edecek?"
    Buhârî, Tevhid 35, Teheccüd 14, Daavât 13, Müslim,Salâtu'1-Müsâfırin 166, (758);
    Muvatta, Kur'ân 30, (1,214); Tirmizî, Daavât 80, (3493); Ebû Dâvud, Salât 311, (1315).



    Ebû Ümâme (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Derdi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! En ziyade dinlenmeye (ve kabule) mazhar olan dua hangisidir?" "Gecenin sonunda yapılan dua ile farz namazların ardından yapılan dualardır!" diye cevap verdi."
    Tirmizî, Daavât 80.



    Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Ezanla kaamet arasında yapılan dua reddedilmez (mutlaka kabule mazhar olur.)"
    "Öyleyse, dendi, "ey Allah'ın Resûlü, nasıl dua edelim?"
    "Allah'tan, dedi, dünya ve âhiret için âfıyet isteyin!"
    Ebû Dâvud, Salât 35, (521); Tirmizî, Salât 46, (216), Daavât 138, (3588, 3589).



    Sehl İbnu Sa'd (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "İki şey vardır, asla reddedilmezler: Ezan esnasında yapılan dua ile, insanlar birbirine girdikleri savaş sırasında yapılan dua."
    Muvatta, Nidâ 7, (1, 70); Ebû Dâvud, Cihâd 41, (2540).



    Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Kul Rabbine en ziyade secdede iken yakın olur, öyle ise (secdede) duayı çok yapın."
    Müslim, Salât 215, (482); Ebû Dâvud, Salât 152, (875).



    Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) anlatıyor:
    "(Allah'ın kabul ettiği) üç müstecab dua vardır, bunların icâbete mazhariyetleri hususunda hiç bir şekk yoktur. Mazlumun duası, müsâfirin duası, babanın evladına duası."
    Tirmizî, Birr 7, (1906); Cennet 2, (2528), Daavât 139, (3592);
    Ebû Dâvud, Salât 364, (1536); İbnu Mâce, Dua 11, (3862).



    Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallâhu anh) anlatıyor:
    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "İcâbete mazhar olmada gâib kimsenin gâib kimse hakkında yaptığı duadan daha sür'atli olanı yoktur."
    Tirmizî, Birr 50, (1981), Ebû Dâvud, Salât 364, (1535); Müslim, Zikr 88, (2733); Buhârî, Mezâlim 9.[1]








    Eraykitap Web Sitesi Konularına Göre Dua Fihristi Meali Alfabetik / A'dan / Z'ye / Sırasına Göredir, facebook, twitter gibi diğer sosyal ağlarda paylaşabilir, bilgisayarınıza indirebilir, Ayeti Kerimeleri ve Hadis-i Şerifleri ödev ve tezlerinizde kullanabilir ve siteyi referans göstermek ve değiştirmemek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin site ve bloglarınızda yayınlayabilir ve kopyalayıp, çoğaltabilirsiniz.
    Standart Ekran Çözümü: 1024 x 768 | Sistem: İnternet Ede + Google Chrome ve Mozilla Firefox'da daha verimli çalışmaktadır